Ulusal Kimlik İnşasında Yemek Kültürü ve Yemek Kitapları: Ne Yiyorsak O Muyuz?

F. Işıl Sevimli
Boğaziçi Üniversitesi Tarih ve Siyaset Bilimi bölümlerinde öğrencidir.

İnsanlık doğuşundan beri dört eylemi kesintisiz gerçekleştirmiştir: Nefes almak, uyumak, üremek ve yemek yemek. Konuşmaya, yazmaya, yürümeye bile oldukça geç başlayan insan hayatını sürdürebilmek için nefes almış, dinlenmek için uyumuş, yeni nesiller üretebilmek için sevişmiş ve hayatta kalabilmek için yemiştir. Bu dört eylemden yemek, bizi tarihte geriye götürebilen ender olgulardan biridir. Çünkü insan, yiyebileceği yemeklerin olduğu coğrafyalarda yaşamış, bu bölgelerde tarım yapmış, keşfettiği yeni yerlere hem eski dünyasından tohumlar götürmüş hem de yeni yiyecek maddeleriyle tanışmıştır. Bu yüzden denebilir ki insanların yediği yemeklerden geçmişte neler yaşandığına dair ipucu çıkarılabilir.

Okumaya devam et “Ulusal Kimlik İnşasında Yemek Kültürü ve Yemek Kitapları: Ne Yiyorsak O Muyuz?”

Edinburgh’nın Gizemli Yeraltı Şehirleri

Ece Uğuz
Edinburgh Üniversitesi Uluslararası Hukuk Bölümü‘nden yüksek lisans mezunudur.

Edinburgh’ya geleli bir seneyi geçiyor… İnsanın yeni bir hayata başlarken gideceği yeri doğru seçmesi çok önemli bir şeymiş. Geçirdiğim son bir senenin bana en büyük öğretisi bu oldu. Buralara ayak basmadan önce herkes gibi, tabii ki nereye gittiğimi bilmek için internetten az buçuk araştırmalar yapmış, görsellerine bakmıştım.

Okumaya devam et “Edinburgh’nın Gizemli Yeraltı Şehirleri”

Bunalım, İnanç, Mücadele: 29 Ekim’in Bir Türk Gencinde Uyandırdıkları

Gaye Naz Özyol
Koç Üniversitesi Felsefe ve Psikoloji Bölümleri‘NDE lisans öğrencisidir.

Yarının Kültürü ailesi olarak, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mızı yüzüncü yılına bir kala en onurlu duygularla kutlarken Koç Üniversitesi Felsefe ve Psikoloji Bölümleri’nde okuyan Gaye Naz Özyol’un yazısıyla sizleri baş başa bırakıyoruz. Söz; Cumhuriyet’imizin bekçisi, Türk gençliğinindir:


Okumaya devam et “Bunalım, İnanç, Mücadele: 29 Ekim’in Bir Türk Gencinde Uyandırdıkları”

Türkiye’nin Huzursuzluğu: Bir Anlam Arayışı

Cem Sili
Orta Avrupa Üniversitesi Tarih Bölümü’nden yüksek lisans mezunudur.

“Ben milliyetçiyim, bir mefhuma çok yakın bir realitenin adamıyım. Fakat bu demek değildir ki, halka yabancıyım, bilakis onun emrindeyim.

– Fakat ıstırabını görmüyorsunuz?

– Görüyorum. Fakat oradan hareket etmek istemiyorum. Onu mazlum gördükçe bir gün zalim olmasını hazırlayacağıını biliyorum. Niçin o kadar çok ıstırap çekiyoruz, yani bütün dünya. Çünkü hürriyetin uğrundaki her mücadele yeni bir adaletsizliği doğuruyor. Ben aynı silahlarla mukabeleyi bırakmak istiyorum. Ben içinde yoğrulduğumuz tekneden işe başlamak istiyorum. Ben Türkiye’yim. Türkiye benim adesem, ölçüm ve realitemdir. Kainata, insana her şeye oradan, onun arasından bakmak isterim.

– Bu kâfi değil!

– Bir ütopyaya kapılmak istemeyen için kâfi. Hattâ müsbet bir iş görmek isteyen için.

– Peki, nedir bu Türkiye?İhsan içini çekti:

– İşte mesele burada. Onu bulmakta…”


Okumaya devam et “Türkiye’nin Huzursuzluğu: Bir Anlam Arayışı”

Kraliçenin Cenazesi: 70 Yıllık Bir Saltanatın Sonuna Tanıklık Etmek

Kutay Yavuz
Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu ve fotoğrafçıdır.

Kutay Yavuz’un Kraliçe II. Elizabeth’in cenaze törenine tanıklığını yayınlarken Sn. Yavuz’un fotoğraflarını yayın izni için Yarının Kültürü olarak teşekkür ediyoruz. Bu yazının devamında tüm fotoğraflara ulaşabilirsiniz.


Okumaya devam et “Kraliçenin Cenazesi: 70 Yıllık Bir Saltanatın Sonuna Tanıklık Etmek”

Moğolistan’da Bulunan Türk Yazıtı ve Düşündükleri

Muratcan Zorcu
Koç Üniversitesi Tarih Bölümü ‘NDE doktora öğrencisidir.

Geçtiğimiz günlerde, Moğolistan’ın Nomgon Ovası’nda, Uluslararası Türk Akademisi ve Moğol Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü’nün müşterek çalışmasıyla devam eden kazıdan önemli bir haber geldi. Bu habere göre, ilk defa Türk kelimesini içeren Köktürk yazıtlarından daha eski bir yazıt bulundu ve bu yazıtta da Türk kelimesi belirgin şekilde görülüyordu. Bulunan yazıtın Türk tarihi için kıymete haiz bir buluş olduğu inkâr edilemez bir noktaya kavuşurken bu yazıda, bu buluşun etkisi üzerine biraz fikir yürütmek istedim.

Okumaya devam et “Moğolistan’da Bulunan Türk Yazıtı ve Düşündükleri”

Yüzüncü Yılında Zafer Bayramı

R. Doğukan Oruç
29 Mayıs Üniversitesi Tarih Bölümü Yüksek Lisans öğrencisidir.

Türkiye’nin son on beş yılına tanıklık edenler, Cumhuriyet’in kurucu fikirleri ve bunların sembolleriyle özgürleşme adına yürütülen bir kavganın aşama aşama o fikir ve sembollerin insanların zihninde özgürleşmenin temsilciliğine evrilmesi gibi ilginç bir sürece de tanıklık etmiş oldular. Cumhuriyet tarihinin modern Türkiye’nin yüzleştiği hemen her engelin birinci derecedeki müsebbibi olarak sorunsallaştırıldığı bir noktadan, mülksüzleştirilen ve aidiyetsizleştirilen geniş kitlelerin, sosyal ve ekonomik açıdan devam ettirme imkânlarını yitirmeye başladıkları hayat tarzlarını korumak adına, Cumhuriyet tarihinin sembollerine yöneldiği bir noktaya ilerlerken millî bayramların gündelik hayatımızdaki yerlerine ve algılanışları dair de bir hayli şey değişmiş oldu. Cumhuriyet tarihine dair post-Kemâlist bakış, millî bayramları, belli çevrelerin hassasiyetlerini gözetme gerekliliğinden kişi kültü veya militarizm eleştirilerine değin uzanan birtakım spesifik yol işaretlerinin izleğinde algılıyordu. Nihayetinde bu bayramlar, “jakoben bir devrim”in “devindirici gücü” olarak liberal bir dünyada bu kadar göz önünde bulundurulmasının bir şeyin olduğuna inanılan ordunun “vesayet”inden kurtarılırken kendilerini sahiplenecek bir odak bulamadılar. Bu günlerin birer bayram olarak tayinini mümkün kılan entelektüel şecereye dâhil olmayan, esasında o şecereyle kavgalı kökenlerden gelmiş aktörlerce idare edilen devlet mekanizması, bu bayramların kutlanmasına dair organizatörlük görevlerini kısa yazılı demeçlerle ifa etme yolunu tuttu. Halkın hassaten bu bayramların imledikleri değerler adına gadre uğramış çeşitli kesimlerinden bu uğurda bir inisiyatif almaları zaten beklenemezdi, kalanlar ise büyüme oranlarını görmekten duydukları memnuniyetten ötürü bu meseleyi talileştirmek ile hırçın bir reaksiyonerlik arasında konuşlandılar. Dolayısıyla, hemen bütün muadilleri gibi, 30 Ağustos’un da talihi yakın zamanlara kadar ciddi bir sahipsizlik oldu.

Okumaya devam et “Yüzüncü Yılında Zafer Bayramı”

Bahçecik’te Bir Ermeni Okulu

Yunus Emre Yenen
Kocaeli Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü lisans öğrencisidir.

Çok küçük yaşlardayken babamdan yaşadığımız yerin eski sakinlerinin Ermeniler olduğunu duymuştum. Ermenilerin kim olduğunu, ne yaptığını, şimdi nerede olduğunu bilmiyordum. Yalnız ben değil, mezun olduğum mahalle okulundaki öğretmenler de yaşadıkları yerin eski sakinlerinden bihaberdiler. Mahallenin yerlileriyse dedelerinin yüz küsur sene önce Ermenileri buralardan kovmuş olmasından iftiharla bahsederdi. Bahçecik’te yaşayan Ermenilere aitmiş gibi gözüken bir şeyler kalmış mıydı bilemedim. Sonradan öğrendim ki terk edilmiş halde ayakta kalmaya çalışan bir okul varmış.

Okumaya devam et “Bahçecik’te Bir Ermeni Okulu”

Kökler Filizleniyor

Onur Kavalcı
Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü lisans mezunudur.

Şarabın bin yıllardır üretildiği topraklarda yaşadığımızı unutuyoruz bazen ya da bazılarımız bunun farkında bile değil. Anadolu ve etrafındaki coğrafyanın, şarabın ortaya ilk çıktığı yerler olduğu bilgisi ve bunun hatırlanıp üzerine bir şeyler yapılması gerektiği, her geçen gün çoğunluk tarafından unutuluyor. Türkiye’de şarap üzerine akademik ve entelektüel üretimin belki de yok denecek kadar az olması bu unutuluşun hem müsebbibi hem de sonucu oluyor. Bu kısır döngüden çıkmak için atılan önemli adımlardan biri Sabiha Apaydın’ın öncülüğünde 2019’da ilk defa gerçekleştirilen Kök Köken Toprak: Anadolu’nun Miras Üzümleri sempozyumuydu. Pandemi nedeniyle iki yıldır yapılamayan sempozyum bu yıl 19 Haziran’da ikinci kez gerçekleştirildi. Şırnak, Artvin, Bodrum ve daha birçok yerden gelen üreticiler ve sektör çalışanları ile toprak, asma ve üzüm konusunda uzmanların ve miras üzümlerle ilgilenen herkesin bir araya geldiği sempozyumda geçmişten çıkarılan derslerle gelecek öngörüleri paylaşıldı. Bu gibi etkinlikler hem ‘şarabın doğduğu topraklarda yaşıyoruz’ cümlesinin arkasını doldurmaya çabalıyor, hem de karanlıkta el yordamıyla şarap kültürünü öğrenmeye çalışan insanlara ışık tutuyor.

Okumaya devam et “Kökler Filizleniyor”

Bir Mahalle Serüvenin Peşinde: Yahudi Mahallesi’nden Arap Şükrü Sokağı’na

Agâh Enes Yasa
Ortadoğu Teknik Üniversitesi Tarih Bölümü lisans öğrencisidir.

Bir zamanlar Keşiş Dağı’nın kuzey yamaçlarına sere serpe serilmiş, tüm ovaya hâkim o dev kayanın üstüne konmuş bir hisar, o hisarın da sağını solunu sarmış bir kent varmış. İşte o hisarın kuzey gölgeliğinde cumbalı evlerin konduğu, içinde hali orta şeker olanın da çarşıyı avcunda evirip çevirenin de yaşadığı Kuruçeşme nam bir mahalle varmış. Genci yaşlısı Şabat sofralarında buluşur; kadınları ev oturmalarında laflarlarmış.

Okumaya devam et “Bir Mahalle Serüvenin Peşinde: Yahudi Mahallesi’nden Arap Şükrü Sokağı’na”