Türkiye’nin Siber Ufku: 100. Yılında Geleceğe Bakış

Ayşe Özge Erceİş
Paris-Panthéon-Assas Üniversİtesİ’nde doktora adayıdır.

Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve 11 Eylül saldırıları sonrasında internetin yaygınlaşması hem faydalı hem de riskli yeni dinamikler getirmiştir. Siber alan, birçok güvenlik tehdidi ve risk barındıran ve kullanıcının günlük bağımlılığını artıran bir alan olarak ortaya çıkmıştır. İnternet, iletişim aracı olmanın ötesinde, siber saldırıların ve tehditlerin hedefi haline gelmesiyle stratejik bir öneme bürünmüştür. Siber tehditlerin artışı, internetin artan değeriyle paralel olarak, bilişim teknolojileri aracılığıyla hem iç hem de dış düzeni bozma potansiyeline sahip tehditlerin varlığını göstermektedir.[1]

İnternetin aniden yaygınlaşması, bireyler için geniş özgürlüklerin yanı sıra bilişim sistemlerinin kötüye kullanılmasına ve suç oluşturma mekanizmalarına yol açmıştır.[2] “Siber” kavramı, bilgisayar ve ağ sistemlerini tanımlamakta kullanılırken “siber alan” terimi, etkileşimde kullanılan yazılım ve donanımları içeren geniş bir altyapıyı ifade etmektedir.[3] Siber saldırılar, bilgi sistemlerine ve kritik altyapılara karşı koordineli ve planlı eylemleri tanımlamaktadır.[4]

Kaynak: https://www.hstoday.us/federal-pages/dhs/impact-shut-cyber-world/

1990’larda “siber güvenlik” terimi, ağ bağlantılı bilgisayar sistemlerinin güvenlik sorunlarını ifade etmek için kullanılmaya başlanmış ve zamanla bilişim sistemlerinin temel bileşeni olan bilginin korunmasına odaklanmıştır.[5] Siber tehditler; haberleşme sistemleri, bilgisayar ağları, enerji ve ulaşım altyapıları, askerî komuta ve kontrol sistemleri gibi kritik yapıları hedef alacak şekilde genişlemiş ve bu durum, söz konusu yayılmanın gelecekte önemli bir sorun olarak kalacağı beklentisine yol açmıştır.[6] Bu nedenle, etkin savunma sistemlerinin kurulması, acil durum planlamaları, hızlı tespit ve yanıt mekanizmalarının geliştirilmesi ve kapsamlı ulusal siber güvenlik politikalarının oluşturulması gerekliliği ortaya çıkmıştır.[7]

Devletlerin siber güvenliği sağlamak adına bilişim teknolojilerini ve bileşenlerini koruma, saldırılara müdahale etme, yasal düzenlemeler getirme ve cezai yaptırımlar uygulama yönünde politika ve stratejiler geliştirdikleri görülmektedir.[8] Literatürde siber uzay (kara, deniz, hava ve uzaydan sonra), insan eliyle yapılmış dijital bir beşinci boyut olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, 2016 Varşova Zirvesi’nde siber uzay, NATO tarafından operasyonel bir alan olarak da resmen tanınmıştır. Devletler, siber uzaydaki yeniliklerle askerî kapasitelerini geliştirmeyi yeni bir rekabet alanı olarak değerlendirmektedir ve siber saldırı silahlarını etkili bir şekilde kullanarak potansiyel düşmanlarına veya rekabet içerisinde oldukları devletlerin kritik altyapılarına zarar vermeyi hedeflemektedir. [9] Bilişim teknolojilerindeki ilerlemeler, siber saldırı potansiyelinin artışına yol açmış ve devletleri bu alanda doktrinler geliştirmeye, siber savunma kabiliyetlerini artırarak önlemler almaya yönlendirmiştir.[10] Kamusal alanda bilişim teknolojilerinin geniş ölçüde kullanılması, devletleri siber güvenlik konusunda caydırıcı tedbirler almak zorunda bırakmaktadır. Siber tehditlere karşı siber savunma politikaları ve mekanizmalarının geliştirilmesi, bu ihtiyacın bir yansımasıdır.[11]

Başlangıçta Rusya, ABD ve Çin’in liderliğinde şekillenen siber güvenlik stratejileri, 2000’lerden bu yana uluslararası güç dengelerinde önemli bir role sahip olmuştur. Özellikle 2007’deki Estonya saldırıları sonrasında NATO’nun da alana yönelik stratejik hamleleri artmış, ekonomik ve teknolojik kapasiteleri merkeze alan siber savunma eğilimi güçlenmiştir. Siber saldırılar artık sadece bilgi ihlallerine neden olmakla kalmayıp ciddi zararlara ve güvenlik tehditlerine yol açmaktadır, bu da devletlerin siber güvenliği öncelikli görev olarak görmelerini ve caydırıcılık amaçlı stratejiler geliştirmelerini zorunlu kılmıştır. Kamuda ve özel sektörde güvenlik ihtiyacı, kullanıcıların siber tehditlere karşı bilinçlendirilmesini ve korunma stratejileri geliştirilmesini gerektirmektedir.

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) gibi kuruluşlar siber güvenliği; araçlar, politikalar, güvenlik konseptleri, koruyucu tedbirler, kılavuzlar, risk yönetimi yöntemleri, eğitimler ve en iyi uygulamaların birleşimi olarak geniş bir çerçevede ele alır.[12] Bu geniş tanım, siber ortamı ve kullanıcı varlıklarını çeşitli güvenlik risklerine karşı koruma hedefiyle, bilgisayar sistemleri, personel, altyapı, uygulamalar, servisler ve telekomünikasyon sistemleri aracılığıyla iletilen ya da saklanan bilgileri içerir. Türkiye’nin siber güvenlik stratejileri, ITU’nun geniş kapsamlı tanımıyla uyumlu biçimde, bilgi sistemlerinin korunması ve veri gizliliğinin yanı sıra siber olayların hızlı tespitini ve etkili yanıt mekanizmalarını içerir. Bu stratejiler, ülkenin ulusal güvenlik çerçevesinde siber güvenliğe verdiği önemi yansıtır. Artan siber tehditlere cevaben, Türkiye, siber uzayda proaktif önlemler ve karşı stratejiler geliştirmekte, bu alandaki gelişmeleri ve mevcut ulusal zorlukları tanımlamada Bakanlığın siber güvenlik tanımını temel almaktadır. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın tanımına göre, siber güvenlik; bilişim sistemlerinin korunması, bilgi ve verinin gizliliği, bütünlüğü ve erişilebilirliğinin sağlanması, saldırıların tespiti ve buna karşı tepki mekanizmalarının etkinleştirilmesi gibi çeşitli dinamikleri içermektedir. Bu tanım, Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki gelişim düzeyini ve karşılaştığı ulusal sorunları belirlemede önemli bir rol oynamaktadır.

Türkiye, 2015’te uluslararası erişimi hedef alan ve .tr uzantılı sitelerin DNS sunucularını etkileyen ciddi bir siber saldırıya uğramıştır. Bu durum, yurt dışından sitelere erişimi ciddi şekilde kısıtlamıştır. Türkiye, önce internet kapılarını kapatma, ardından da erişimi tekrar sağlama şeklinde önlemler almıştır. Saldırı, domain yönetiminde değişikliklere ve trafikte geçici düşüşlere yol açmıştır.[13]

Anonymous gibi hacker grupları, internet sansürünü protesto amacıyla Türkiye’ye siber saldırı tehditlerinde bulunmuş, DDoS saldırıları yapacaklarını duyurmuşlardır. Ancak, BTK ve diğer kurumlara yapılan saldırılar, etkili önlemler sayesinde büyük zarar verilmeden atlatılmıştır.

Rus uçağının düşürülmesi sonrasında artan Türkiye-Rusya gerilimiyle ilişkilendirilen siber saldırılar, .tr uzantılı siteleri etkilemiş ve ODTÜ’nün müdahalesiyle zararları önemli ölçüde azaltılmıştır.[14] Bu saldırıların devlet destekli olabileceği ve Rusya’nın Türkiye’ye finansal zarar verme amacı taşıdığı düşünülmektedir.[15]

Bu saldırılar, Türkiye’nin siber güvenlik ve kriz yönetim sistemlerini yenilemesine yol açmıştır. Ayrıca, internet altyapısındaki zayıflıklar ve e-ticaret gibi çevrimiçi işlemlere yönelik güvenliği tehdit eden uzun vadeli riskler, siber güvenlik politikalarının güncellenmesinin önemini ortaya koymuştur.[16]

Sonraki yıllarda, Türkiye’deki kamu kurumları, GSM operatörleri ve finans şirketleri, 27 Ekim 2019 tarihinde yurt dışı kaynaklı DDoS saldırılarına maruz kalmış ve bu saldırılar neticesinde internet bağlantılarında ciddi aksamalar yaşanmıştır. Türk Telekom gibi etkilenen kurumlar, uzmanların zamanında müdahalesiyle saldırıları durdurmuşlardır. Bu durum finansal işlemlerin aksamamasını sağlamış, ancak maddi zararlara sebep olmuştur. Bu saldırılar neticesinde herhangi bir verinin çalınmadığı gözlenmiştir.[17] Bu tür olaylar, Türkiye’nin internet altyapısını daha da güçlendirmesi gerektiğini ve siber saldırılara karşı daha sağlam politikalar ve stratejiler geliştirmesi gerektiğini bir kez daha göstermektedir.[18]

Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü yılında, dijitalleşme ve siber güvenliğin giderek artan önemi, ülkenin geleceğine yön veren stratejik planlamaların merkezine oturmuştur. Dijital çağın getirdiği imkânlar ve zorluklar, bir yüzyılın tecrübesiyle harmanlanarak Türkiye’nin siber güvenlik politikalarını şekillendiren temel taşlar olarak ön plana çıkmaktadır. Yüz yıllık birikimi, siber alandaki stratejilerle birleştirmek, Türkiye’nin ulusal ve uluslararası arenada sürdürülebilir bir güvenlik ve gelişim vizyonu oluşturmasına katkı sağlayacaktır. Örneğin, geçmişte karşılaşılan siber saldırılar ve bunlara verilen yanıtlar, bugün için sağlam bir referans noktası teşkil ederken bu bilgi birikimi, gelecekte karşılaşılacak benzeri tehditlere karşı proaktif önlemler alınmasında kılavuzluk edebilir. Türkiye’nin dijital çağda, siber alanın derinliklerine hâkim olacak şekilde politika ve stratejiler geliştirmesi hem iç güvenliği güçlendirmek hem de global siber sahnede etkin bir oyuncu olarak yer almak adına zorunluluktur. Bu çalışmada, değişen uluslararası güvenlik algıları çerçevesinde Türkiye’nin ulusal siber güvenlik stratejileri, uluslararası konumu ve politikaları analiz edilecektir.[19]

Türkiye’nin Siber Güvenlik Gelişimi

2000’lerin başından itibaren hızla dijitalleşen dünya düzeninde Türkiye, siber güvenlik politikalarını sürekli güncelleyerek ulusal güvenliğin temel bir parçası haline getirmiştir. Özellikle son on yılda, siber güvenlik altyapısının güçlendirilmesi ve ulusal siber savunma kabiliyetlerinin artırılması ön plana çıkmıştır.

Devlet Planlama Teşkilatı’nın dijital kamu hizmetleri için başlattığı e-Türkiye inisiyatifi, 2002’den itibaren e-Dönüşüm projeleriyle somutlaşmıştır.[20] 2008’de TÜBİTAK, Siber Güvenlik Politikası’nı[21] geliştirmek üzere bir çalışma grubu oluşturmuş, 2010’da Millî Güvenlik Kurulu siber tehditleri ulusal güvenlik meselesi olarak tanımlamıştır.[22] 2012’de bu çalışmaların koordinasyonu Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na devredilmiş ve Siber Güvenlik Kurulu kurulmuştur.[23]

BTK, 2014’te siber güvenlikle ilgili yeni görevler üstlenmiş, elektronik iletişim güvenliğini sağlamakla yükümlü kılınmıştır.[24] Estonya ve Gürcistan olaylarının ardından Türkiye’de siber güvenlik, millî güvenlik meselesi olarak öne çıkmış ve TSK bünyesinde bir siber savunma komutanlığı önerisi gündeme gelmiştir. Bu daha sonra Siber Savunma Merkezi Başkanlığı’na evrilmiştir.[25]

2015’teki incelemeler sonucu, 126 uzmanın katılımıyla Ortak Akıl Platformu kurulmuş, 2016-2019 Strateji Belgesi ile Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki durumu netleştirilmiş ve bu alanda ulusal politikalar belirlenmiştir.[26] USOM, siber tehditlere karşı alınan önlemleri yönetmekte ve bilgi paylaşımında bulunmaktadır.[27]

COVID-19 pandemisinin tetiklediği yeni çalışma düzenleri ve sosyal faaliyetlerdeki dijital geçiş, Türkiye’deki siber güvenlik stratejilerini güncelleme ihtiyacını doğurmuştur. Bu kapsamda, 2020-2023 Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi, pandemi sırasında artan siber tehditlere ve salgının getirdiği risklere yanıt olarak hazırlanmıştır.[28] Yeni strateji, riskleri yönetilebilir seviyede tutmayı ve ulusal siber güvenliği güçlendirmeyi hedeflemekte, önceki planlarda devam eden ve iyileştirilen hususları da gözden geçirmiştir. Özellikle çocukların siber uzaydaki güvenliği, yeni belgede öncelikli konular arasına alınmış ve geniş bir paydaş iş birliği ile etkin bir siber güvenlik ekosistemi oluşturulması amaçlanmıştır.

2020-2023 dönemi için belirlenen Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı, Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki hedeflerini netleştirmektedir ve bu doğrultuda 29 Aralık 2020 tarihinde yayımlanmıştır. Strateji; siber tehditlerin azaltılması, ulusal yeteneklerin artırılması ve global düzeyde liderlik rolü üstlenilmesi amacını gütmektedir. Özellikle, yerli siber güvenlik ürünlerinin geliştirilmesi ve siber güvenlik mevzuatının iyileştirilmesi hedeflerine odaklanmakta, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi de bu bağlamda eğitim programlarını güçlendirmektedir.[29]

2024-2028 Kalkınma Planı çerçevesinde siber güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Strateji ve Eylem Planı’nın güncellenmesi, AB düzenlemeleri ve uluslararası normlar dikkate alınarak yapılacak; siber istihbarat, yapay zekâ ve veri analitiği teknolojileri ile güçlendirilecektir. Yerli siber güvenlik ekosistemi ve test altyapıları kurulması, kamu kurumlarının yerli ürün kullanımının artırılması, toplumsal farkındalık ve dijital okuryazarlığın yükseltilmesi öncelikli hedefler arasındadır. Ayrıca, yapay zekâ kullanımı ve uluslararası iş birliği alanlarında iş birliği ve koordinasyon güçlendirilecek, bu teknolojiler için gerekli yasal çerçeveler oluşturulacaktır.[30]

Uluslararası Arenada Stratejiler ve Diplomasi

Daha önce de altını çizdiğimiz şekilde, siber teknoloji, günümüz dünyasında olağan bir gerçeklik haline gelmiştir. Gündelik yaşamımız, cep telefonlarından bilgisayarlara ve sosyal medya platformlarına kadar uzanan bir siber entegrasyonla iç içe geçmiştir. Bu durumda, devletlerin siber altyapıları, onların uluslararası arenadaki güçlerini yansıtmakta ve bu altyapılar, siber gücün bir göstergesi olarak kabul edilmektedir.[31] Türkiye’nin siber güvenlik alanında kat ettiği mesafe, uluslararası değerlendirmelerde dikkate değer bir konum elde etmesini sağlamıştır. 2020 yılındaki bir değerlendirmede, dünya genelinde on birinci, Avrupa kıtası çapında ise altıncı sırada yer alarak uluslararası alanda önemli bir konumda olduğu görülmüştür. Ancak bu başarılı konumlanma, ülkenin siber yeteneklerinin sürekli iyileştirilmesi ve güncellenmesi gerekliliğini de beraberinde getirmektedir. Bu durum, Türkiye’nin mevcut siber güvenlik kabiliyetlerini daha ileri seviyelere taşıma zorunluluğunu ve bu alandaki sürekli gelişim ihtiyacını vurgulamaktadır.

2001’de Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen Budapeşte Sözleşmesi uluslararası iş birliğine örnek olarak verilebilir. Bu sözleşme, siber suçlarla mücadelede dönüm noktası oluşturmuş ve Avrupa ülkelerinin bu alandaki yasal çerçevesini belirlemiştir. Türkiye, bu sözleşmeyi imzalayarak ve onaylayarak ulusal mevzuatını uluslararası standartlarla uyumlu hale getirmiştir. Sözleşme, siber suçlarla mücadelede uluslararası iş birliği ve bilgi paylaşımını teşvik etmekte, Twinning projeleri ve eğitim çalışmaları gibi faaliyetlerle bu mücadeleyi desteklemektedir. Budapeşte Sözleşmesi’nin iş birliği ve mücadele yöntemlerinin sürekli güncellenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.[32]

2020-2023 stratejisi, Türkiye’nin kritik altyapı korumasını, kapasite gelişimini, siber suç mücadelesini ve uluslararası iş birliğini içeren temel stratejik hedefler ortaya koymuştur. Türkiye’nin siber savunma yeteneğinin güçlendirilmesi ve siber güvenliğin ulusal güvenlik stratejilerine entegrasyonu, küresel trendlerle uyumlu bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Devletlerin, siber uzayı askerî yeteneklerini artırma imkânı olarak görmesi bağlamında, Türkiye’nin siber güvenlik stratejisinin zorunluluk olduğu anlaşılmaktadır.[33]

Türkiye’nin siber diplomasi alanındaki ilk somut adımı, 2012’de Libya’da alıkonulan ABD’li gazetecilerin Türkiye’nin girişimleriyle serbest bırakılması ve bu sürecin sosyal medyada aktif olarak duyurulmasıdır. Bu olay, Türkiye’nin siber diplomasi sahnesindeki varlığını ve potansiyelini sergileyen önemli bir dönüm noktasıdır. Bu bağlamda, Türkiye’nin siber diplomasiye yönelik stratejiler geliştirmesi ve bu alanda uluslararası iş birliği ve koordinasyonu güçlendirmesi, siber tehditlerle mücadelede ve dijital diplomasi arenasında etkinliğini artırmada kritik öneme sahiptir.[34]

Bu arada, siber uzaydaki devlet faaliyetlerinin artması, uluslararası hukukun bu yeni ortama nasıl uygulanacağı sorusunu da beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası Uzmanlar Grubu (UN GGE) ve Açık Uçlu Çalışma Grubu (OEWG) gibi platformlar, BM Şartı’nın da içinde yer aldığı uluslararası hukukun siber uzaydaki uygulanabilirliğini teyit etmişlerdir. Bu grupların raporları, devletlerin siber uzaydaki davranışlarına rehberlik etmek amacıyla BM Genel Kurulu tarafından kabul edilmiştir, böylelikle üye devletler uluslararası hukukun siber uzayda geçerli olduğunu kesin bir dille onaylamışlardır. Ancak siber teknolojinin özgül sorunları, uluslararası hukukun daha detaylı bir uygulanışını gerektirebilir.

Birçok devlet, uluslararası hukuka dayalı bir düzenin savunucusu olarak, siber uzayın güvenli ve emniyetli kalmasının merkezinde yer alan konularda resmî tutumlarını açıklamaktadır. Bununla birlikte, Türkiye’nin siber uzay konusunda net duruşunu ve resmî pozisyonunu sergileme sürecinde olduğu anlaşılmaktadır.

Bu çerçevede, 2021 OEWG raporunda yer alan ve daha önceki GGE raporlarında da vurgulanan, uluslararası hukukun ve özellikle BM Şartı’nın siber uzaydaki faaliyetlere uygulanabilirliği ve bu ortamın barışçıl ve güvenli tutulmasındaki esas rolü konusunda devletlerin ortak anlayışını Türkiye’nin de benimsemesi beklenmektedir. Bu kapsamda, Türkiye’nin siber güvenlik stratejilerini ve politikalarını, yüzüncü yılına doğru yeniden değerlendirmesi ve uluslararası hukuk ilkelerine uygun bir siber uzay politikası geliştirmesi hem ulusal güvenlik hem de uluslararası sorumlulukları bağlamında hayati önem taşımaktadır.


[1] Bıçakçı, S., Ergun, D., & Çelikpala, M. (2015). Türkiye’de Siber Güvenlik. EDAM Siber Politika Kağıtları Serisi, (1), 30-31.

[2] Alaca, B. (2008). Ülkemizde Bilişim Suçları ve Internetin Suça Etkisi (Antropolojik ve Hukuki Boyutları ile). Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Antropoloji Anabilim Dalı. Ankara.

[3] NATO. (2012). National Cyber Security Framework Manual, https://ccdcoe.org/multimedia/national-cyber-security-framework-manual.html

[4] Aslay, F. (2017), Siber Saldırı Yöntemleri ve Türkiye’nin Siber Güvenlik Mevcut Durum Analizi. Erzincan Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği, Mühendislik Fakültesi.

[5] Hansen, L., & Nissenbaum, H. (2019). “Digital Disaster, Cyber Security and the Copenhagen School”, International Studies Quarterly, Volume: 53, 1155-1175,

[6] Op.cit, no. 1

[7] Goodman, S. E. (2008). Critical Information Infrastructure Protection. In Terrorism (Ed.), Responses to Cyber Terrorism. NATO Science for Peace and Security Series. IOS Press, 34, 25.

[8] Çiftci, H. (2013). Her yönüyle siber savaş. Ankara: TÜBİTAK.

[9] Anadolu Ajansı, Türkiye ulusal siber uzay alanının sınırlarını tahkim ediyor, https://www.aa.com.tr/tr/analiz/turkiye-ulusal-siber-uzay-alaninin-sinirlarini-tahkim-ediyor/2097531

[10] Yayla, M. (2014). Siber Savaş ve Siber Ortamdaki Kötü Niyetli Hareketlerden Farkı. Hacettepe Hukuk

Fakültesi Dergisi, 4(2), 181-200

[11] Gündoğdu, S. (2023, Eylül 11). Uluslararası Politikada Bir Etki Aracı Olarak Siber Güvenlik ve Türkiye’nin Siber Güvenlik Politikası Uygulaması: Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM).

[12] Insight Turkey, Türkiye in the Global Cybersecurity Arena: Strategies in Theory and Practice,  https://www.insightturkey.com/articles/turkiye-in-the-global-cybersecurity-arena-strategies-in-theory-and-practice

[13] Op.cit, no.8, s.207

[14] Ibid. s. 208

[15] Akçalı, S., & Onacan, M. B. K. (2019). Türkiye’de Siber Saldırı Olayları ve Siber Savunma Yeteneklerinin Gelişimi. Jass Studies: The Journal of Academic Social Science Studies, (78), 360

[16] Öcal, A., & Turan, S. (2022). Uluslararası İlişkilerde Değişen Güvenlik Anlayışı ve Türkiye’nin Siber Güvenlik Stratejileri. Edirne: Trakya Üniversitesi,  https://dspace.trakya.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/trakya/8164/0188564.pdf?sequence=1&isAllowed=y

[17] TRT Haber. (2019). Türkiye’ye yönelik siber saldırılar bertaraf edildi. https://www.trthaber.com/haber/turkiye/turkiyeye-yonelik-siber-saldirilar-bertaraf-edildi-437841.html

[18] Habertürk. (2019). Türkiye DDos Saldırısı Altında! Garanti ve Türk Telekom’dan Açıklama Geldi. https://www.haberturk.com/son-dakika-garanti-ve-turk-telekom-na-siber-saldiri-aciklamamasi-haberler-2535014-teknoloji

[19] Op.cit, no. 16

[20] Op.cit, no. 1

[21] Erendor, M. E. (2020). Türkiye’nin Siber Güvenlik Politikası. In Köksoy, F. (Ed.), Yeni Küresel Tehdit Siber Saldırı, s.306

[22] Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği. (2010). 27 Ekim 2010 tarihli toplantı. https://www.mgk.gov.tr/index.php/27-ekim-2010-tarihli-toplanti

[23] Göçoğlu, V. (2020). Türkiye’nin Siber Güvenlik Politikası: Karar Verme Yaklaşımları Çerçevesinde Bir Analiz. In A. B. Darıcılı (Ed.), Güvenlik, Teknoloji ve Yeni Tehditler (1st ed., p. 92). Nobel Yayınları.

[24] Öcal, A. (2022). Uluslararası İlişkilerde Değişen Güvenlik Anlayışı ve Türkiye’nin Siber Güvenlik Stratejileri. Edirne: Trakya Üniversitesi https://dspace.trakya.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/trakya/8164/0188564.pdf?sequence=1&isAllowed=y.

[25] Op.cit, no. 1

[26] T.C. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı. (2016). 2016-2019 Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi, s. 6, http://www.udhb.gov.tr/doc/siberg/2016-2019guvenlik.pdf

[27] Op.cit., no.11

[28] T.C. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı. (2020). 2020-2023 Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi, 16.

[29] Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı. (2020-2023). https://cbddo.gov.tr/siber-guvenlik-stratejisi/

[30] Op. Cit., no. 9.

[31] GZT. (2023) Dünyada ve Türkiye’de siber güvenlik hangi konumda? https://www.gzt.com/video/jurnalist/dunyada-ve-turkiyede-siber-guvenlik-hangi-konumda-2219956

[32] LinkedIn. (2023) Siber Terörle Mücadelede Diplomatik Çözümler ve İş Birliği. https://www.linkedin.com/pulse/siber-terörle-mücadelede-diplomatik-çözümler-ve-merkezi-ushdf/?trackingId=yRawccQbTv%2BWVpm%2FdaSiTA%3D%3D

[33] Op. Cit. no. 9.  

[34] Çatal, B. (2015). Diplomaside Değişim ve Dönüşüm: Siber Diplomasi. Medeniyet Araştırmaları Dergisi, 2(3), 43.

Yorum bırakın