Türkiye’nin Cinsel Sağlık Krizi

BESTE İREM KÖSE
FRANKFURT GOETHE ÜNİVERSİTESİ’NDE DOKTORA ÖĞRENCİSİDİR.

Türkiye’de İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bazı belediyelerin ücretsiz HPV aşısı uygulamasına başladığı haberi, geçtiğimiz yıllarda cinsel sağlık ekseninde yaşanan tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı. Özellikle cinsel yolla aktarılan enfeksiyonların Türkiye’de artış gösterdiği biliniyorken güncel cinsel sağlık politikalarına ışık tutmak önem taşıyor. Peki, cinsel sağlık alanında ne gibi önleyici ve koruyucu politikalar izleniyor? Bu politikalar ne ölçüde kapsayıcı ve yeterli? Bu yazıda, bu sorulara HIV ve HPV enfeksiyonları konusunda yaşanan gelişmeleri değerlendirerek cevap arayacağım.

Fotoğraf: charlesdeluvio

HIV Örneği

Türkçe açılımı “insan bağışıklık yetmezliği virüsü” olan HIV korunmasız cinsel ilişki, enjektör-iğne paylaşımı veya gereken önlemler alınmadığı takdirde doğum ya da emzirme esnasında bulaşıcı olabilir. Günümüzde HIV ile enfekte olan kişiler, ilaç tedavisiyle sağlıklı bir şekilde hayatlarına devam edebiliyor. Ayrıca “HIV’i tamamen kontrol altında tutulmasını kondomsuz cinsel ilişkilerde bile bulaştırılmayacak bir seviyeye, yani belirlenemeyen seviyeye baskılanmasını sağlar.”[1] 2023 yılının resmî verileri, Türkiye’de 40 bin kişinin HIV ile yaşadığını söylüyor ancak Klimik’in (Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği) HIV/AIDS Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Akalın’ın aktardığına göre bu veriyi ikiyle çarpmak mümkün. Çünkü “ülkemizde test yaptırma alışkanlığı, farkındalık gibi kavramlar ve risk altındaki kişilerin kolaylıkla gidip anonim olarak test yaptırabilecekleri gönüllü danışmanlık ve test merkezlerinin sayısı oldukça az.” Aynı veri baz alındığında, HIV enfeksiyonunun Türkiye’de son 10 yılda yüzde 460 arttığı görülüyor.[2]

Prof. Dr. Akalın’ın sözlerine ek olarak, söz konusu HIV olduğunda görülen damgalama ve hak ihlallerine de değinmek gerekiyor.  2020 yılında Ramazan hutbesinde Diyanet İşleri Başkanı’nın eşcinselliği lanetlediği ve HIV’in eşcinsel ilişkiler sonucunda yayılıp “nesli çürüttüğünü” ifade ettiğini göz önünde bulundurursak HIV’e dair yanlış kanıların ve damgalamanın ne kadar yaygın olduğunu idrak edebiliriz. Benzer bir damgalama örneği, 2019’da HIV odaklı bir cinsel sağlık etkinliğinde kondom dağıtılması sebebiyle Sağlık Bakanlığı’nın kampanyadan desteğini çekmesinde de görülebilir. HIV ile yaşayanları güçlendirme odaklı sivil toplum kuruluşlarından biri olan Pozitif-iz’in yayımladığı rapor üzerine HIV ile yaşayanlara yönelik ayrımcılık ve damgalama derinleşmekte. Hak ihlallerinin önemli bir kısmını ise yabancı uyruklu kişilerin sağlığa erişim hakkının engellenmesi oluşturuyor.[3]

Türkiye’de HIV tedavisi kapsamındaki tüm HIV ilaçları SGK tarafından karşılanmaktadır. Dünyada etkisi kanıtlanan önleme yöntemlerinden biri olan ve HIV ile karşılaşmadan önce kullanılarak virüsün insan bedenine girişini engellemeye yarayan PreP (temas öncesi profilaksi) ise maalesef ki ülkemizde sigorta kapsamına alınmamıştır. Maliyeti yüksek olan bu ilaç, hekimler tarafından henüz reçete edilememekte ve ücreti sağlık sistemi tarafından karşılanamamaktadır. Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda HIV’e yönelik önleme ve koruma çabalarının yeterli olmadığını, damgalamanın yalnızca toplumda değil bizzat devlet aygıtları tarafından da sürdürüldüğünü söylemek mümkün.

HPV Örneği

İnsan papilloma virüsü olarak bilinen HPV’nin 200’den fazla türü bulunmaktadır ve cinsel yolla aktarılan en yaygın enfeksiyondur. Halkla paylaşılan bir prevalans verisi mevcut olmasa da bu konuda açıklama yapan hekimlerin ortak kanısı, HPV’nin Türkiye’de büyük bir artış gösterdiği yönünde. HPV’nin tespiti için ülkemizde çoğunlukla PAP Smear taraması yöntemi tercih edilmektedir. HPV’yi önleme çabaları ise oldukça yetersiz kalmaktadır. Kadınlarda rahim ağzı kanserine karşı yüzde 100’e yakın koruyuculuğu bulunan HPV aşısı, genital siğillere, vajina ve penis kanserleri gibi birçok kanser tipine karşı da koruma sağladığı bilinmesine rağmen halen ulusal aşılama programında yer almamaktadır.

Yazının başında yer verdiğim üzere üç dozu 10 bin lirayı bulan HPV aşısı, bazı belediyeler tarafından ücretsiz sağlanmaya başlamıştır. Ancak bu karara giden sürece kısa bir bakış atmak gerekir. Geçtiğimiz yıllarda feminist çevrelerden HPV aşısının ücretsiz ve erişilebilir olması için talepler yükselmeye başladı. 2021’de Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği tarafından yapılan “HPV aşısı ücretsiz olsun” kampanyası özellikle çevrimiçi ağlar tarafından geniş kitlelere yayıldı. Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit’in meclise HPV aşısının ulusal aşı programına alınmasını önermesinin ardından Kemal Kılıçdaroğlu, CHP iktidara geldiği takdirde kadınlar için diğer önleyici sağlık önlemlerinin yanı sıra HPV aşılamasının da ücretsiz olacağını duyurdu. Ardından kimi kadınlar, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan HPV aşılaması için geri ödeme talep ettikleri davaları kazandıklarını duyurmaya başladılar.

Bütün bu gelişmelerin sonucunda 24 Kasım 2022’de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 18 yaşın üzerindekilere HPV aşılaması yapılması için çalışmalar yürüttüklerini belirtip aşağıdaki açıklamayı yaptı:

HPV aşısının uygulanması konusunda bir çekincemiz asla yok, ancak ülkemizin sosyal gerçekliklerinden kopuk kararlar alınmasının kimseye bir faydası yok. Yaptığımız planlamaya göre, yaş gruplarını ve medeni hal durumlarını dikkate alan bir plan hazırlığındayız. Belirlenen bir grupla aşılamaya başlayacağız ve kapsamını kademe kademe genişleteceğiz.[4]

Bu açıklama HPV aşılaması kampanyası yürüten çevreler için bir zafer olarak kabul edilse de getirilen yaş ve medeni durum kriterleri kimi feminist çevreler ve doktorlar tarafından eleştirildi. Örneğin Dr. Hediye Gökçe Baykal, dünyanın hiçbir ülkesinde 18 yaş gibi bir sınırlamanın olmadığını belirterek cinsel hayatı evlilikle kısıtlayan düşüncelerin sağlık hakkına eşit şekilde ulaşılmasını engellediğini dile getirdi.[5] Günümüze geldiğimizde belediyelerin HPV aşılaması çalışmalarının önemli bir adım olduğunu ancak 26 yaş üzerinin aşıdan faydalanamaması gibi mevcut kısıtlamalarının cinsel sağlık alanındaki eşitsizlikleri yeniden ürettiğini söyleyebiliriz.

Sonuç

Ailenin sosyopolitik düzenin ahlaki temeli olduğunu vurgulayan söylem ve politikalar ve cinsel yolla aktarılan enfeksiyonların çoğunlukla evlilik dışı cinsel pratiklerle özdeşleştirilmesi, cinsel sağlık alanındaki koruma ve önleme çabalarını yetersiz kılıyor. Dahası, söz konusu damgalama pratikleri, bu konudaki sorumluluğun bireylerin sırtına yüklenmesine yol açıyor ve geniş kapsamlı ve erişilebilir bir cinsel sağlık politikasına olan ihtiyacı gizliyor. HIV ve HPV özelinde tartışıldığı gibi koruma ve önleme çabaları henüz yeterli ve erişilebilir değil, ancak özellikle aktivist çevrelerin girişimlerinin belli ölçülerde sonuç bulabildiğini görmek de mümkün. Dolayısıyla cinsel sağlığı “ötekinin” değil hepimizin problemi olarak görmek önem taşıyor.


[1] https://www.kirmizikurdele.org/sss-t1

[2] https://www.klimik.org.tr/2024/03/04/turkiyede-hiv-aids-vakalari-2000lerin-basindan-beri-artiyor/

[3] Hak İhlallerinin Raporlanması ve Hukuki Çözümleri 2022, Pozitif-iz Derneği: 2023.

[4] https://bianet.org/haber/koca-dan-hpv-aciklamasi-medeni-hal-durumunu-dikkate-alacagiz-270500

[5] https://www.cumhuriyet.com.tr/saglik/ucretsiz-hpv-asisi-icin-saglik-bakanliginin-getirdigi-kriterler-tepki-cekti-2015114

Yorum bırakın