Yüksel Gölpınarlı’nın Dilinden 6-7 Eylül: “Kırıyorlar Ya, Kırıyorlar Ya!”


Yüksel Gölpınarlı, edebiyat tarihçisi Abdülbaki Gölpınarlı’nın oğlu. 1938 yılında İstanbul’da doğdu. Üsküdar’da Şems Sahaf dükkânını işletmektedir. 6 Eylül 1955 tarihinde Beyoğlu’nda bulunan Yüksel Bey’in o günkü hatıralarını aynen yayımlıyoruz.


Emir Gürsu (EG): Efendim merhabalar, bugün Yüksel Gölpınarlı ile beraberiz. Kendisi, yakın tarihimizin en önemli olaylarından birine, 6-7 Eylül hadisesine tanık olmuş. Bugün Yüksel Bey’den bu tanıklığını dinleyeceğiz.

Yüksel Gölpınarlı (YG): Efendim, 6 Eylül günü teyzemlere yemeğe davetliydik. Teyzemler Beyoğlu Aynalıçeşme’de oturuyorlar. Yalnız, benim Mahmutpaşa’da işim vardı, “Siz gidin, ben yemeğe yetişirim.” dedim. Çemberlitaş tramvay durağında bekliyorum. Bir tramvay geldi, vatman ‘’Bahçekapı’ya kadar gider’’ dedi. Her gelen vatman böyle demeye başladı. Hâlbuki son durak orası değil. “Allah Allah diyorum, nedir bu yahu! O esnada, tramvayların üzerine tebeşirle Yunanlara galiz küfürler yazıyorlar. Tam da o sıralarda Yunan [futbol] takımı Türkiye’ye gelecekti, ben de bu hadiseyi ona yordum. “Ayıptır, sportmenliğe yakışır mı bu hareket?” dedim içimden. “Yenerse sen alkışlarsın, o yenerse o seni alkışlar.”

Sonra bir tramvay geldi, Karaköy’e gidiyormuş, biz de bindik. Alemdar Yokuşu’na gelmiştik ki yaklaşık yirmi genç talebe sopa, bayrak ve palalarla yürüyor. Tramvaya döndüler, “Kıbrıs Türk’tür” diye bağırdılar. Herkes alkışladı. O zamanlarda Kıbrıs talebe mitingleri vardı, ben de bunların oradan döndüklerini sandım. İyi de pala neyin nesi, sopa neyin nesi!

Fotoğraf: Emir Gürsu 27 Ocak 2022 tarihinde Yüksel Gölpınarlı ile röportajı Şems Sahaf’ta gerçekleştirdi.

EG: Siz hâlâ manzaraya safiyane bakıyorsunuz.

YG: Tabii. Tramvay Bahçekapı’da durdu. Hepimiz vatmana serzenişte bulunduk, “Hani Karaköy’e kadar gidecektin” dememize kalmadı, karşıdaki işkembecinin camlarını indirdiler. Ben hayatımda böyle bir manzaraya şahit olmamışım tabii, “Kırıyorlar ya, kırıyorlar ya, kırıyorlar ya” diye sayıklamaya başladım. Abandone oldum adeta. Neyse, bir müddet sonra indik aşağıya. Karşıdan on beş yaşlarında bir çocuk geliyor. Çocuğun omzunda en az beş altı palto üst üste duruyordu. Hani terziler çırakları ütüye yollarlar ya, çocuk da çıraklar gibi paltoları omuzlamış. Ben yine şaşkın şaşkın bakıyorum. “Ne bakıyorsun” dedi bana, dağıtıyorlar orada git sen de al! “Hadi be” dedim ben de. Tramvay yok, biz de mecbur yürüdük. Tam köprünün üzerinde, bir kamyonete buzdolabı bağlamış yerde sürüklüyorlardı. O zamanlar buzdolabı kimya idi, sadece büyük tüccarların evinde bulunurdu. Bizim evlerde tel dolap vardı. Buzdolabını kıra kıra götürdüler. En nihayet Karaköy’e geldim. O zamanlar Kadıköy İskelesi köprünün başındaydı, içeride değildi. Orada on beş kişi toplanmış nara atıyorlar: “Bu işleri komünistler yapıyor”, “Bu komünistleri asmalı, kesmeli.” Ben hemen oradan Yüksekkaldırım’a doğru çıktım. Orada da bir acayip manzara var: Üst üste yığılmış kumaşlar neredeyse insan boyuna ulaşmış. Ayağımı bir attım, belime kadar kumaşların içine battım. Tam o esnada, “kaçılın, kaçılın” dediler; bir balkon açıldı, içi dolu bir büfeyi tutup balkondan aşağıya attılar. Hepimiz oraya buraya kaçıştık tabii. Biraz ileride Papa George mağazası vardı, müzik aletleri satardı. Mağazanın önünde, çocukluğumun rüyası -param yok ki alayım- pompalı mızıka var. Ben tabii onu görünce her şeyi unuttum. Tam mızıkayı almak için eğilmiştim ki bileğime bir tekme yedim, ama ne tekme! Bileğim koptu sandım. Tophane’nin serserileri mızıkayı aldılar, ben de yediğim tekmeyle kaldım. (Gülüyor.) Ben yine yoluma devam ettim. O vakitler, Beyoğlu Karakolu Galata Mevlevihanesi’nin sebil kısmındaydı. Her taraf darmadağın, polisler içeride oturuyor! Ben de karakola girdim. “Polis Bey bir dışarıya müdahale etseniz, dükkânları kırıyorlar” dedim, sanki ben demesem haberleri yokmuş gibi!

EG: Siz görevinizi yapmışsınız.

YG: (Gülüyor.) Ben polise öyle söyleyince, adam beni evvela baştan aşağı süzdü. Sen temiz bir çocuğa benziyorsun, kenardan kenardan evine git dedi; hiçbir şeye de elini sürme! Pekâlâ dedik, çıktık. Aynalıçeşme’ye gittim. Tam Aynalıçeşme’nin başında bir Rum bakkal vardı. Dükkâna girmişler, bir çuval açılmamış şeker çıkartmışlar. Birisi çuvalı bıçakla boydan boya kesti, olduğu gibi sokağa döktü. Ne güzel(!) değil mi? Ben oradan teyzemlere gittim. Elim de hâlâ ağrıyor. İçeri girdim, biraz sohbet ettik. Elimi fark ettiler tabi. “Ne oldu senin eline” dediler. Ben hık mık ettim, cevap veremedim. “Ne oldu” dediler yine. Mecbur kaldım, anlatmaya başladım: “Yerde bir mızıka gördüm, almak için eğildim, o sırada bileğime tekme yedim.” “Oh olsun” dediler, sen onu elinle mi koydun da alıyorsun! “O tekme oradan gelmedi, yukarıdan geldi” dediler. Hayda, bir de azar işittik bizimkilerden!

EG: Yani evin dışında bir ahlaksızlık örneği varken, evin içinde ahlak dersi veriliyor.

YG: (Gülüyor.) Ondan sonra, gece birde sıkıyönetim ilan edildi. Şunu söylemek lazım: Adnan Menderes kim ne derse desin saf bir adamdı. İngiliz’in oyununa geldi. Çünkü, 6 Eylül’de İngilizleri adadan kovmak için kongre yapılacaktı; İngilizler de bize dedi ki: “Siz Kıbrıs’ı almak istiyorsanız, İstanbul’daki Rumları rahatsız edeceksiniz.” Biz Marshall yardımı almıştık. Bu yardım, 6-7 Eylül’de zarar görenlerin zararını tazmine ayrıldı. Kimin zararı varsa şifahi olarak talepte bulunuyor, parasını alıyordu. Yüksekkaldırım’da bir Yahudi dükkânını kurtarmışlardı, Rum değil diye. Adam çok sinirlendi, “Ne karışıyorsunuz?” dedi. Çünkü…

EG: Tazminat, tahribattan daha büyük!

YG: (Gülüyor.)  

EG: Peki Yüksel Amca, bir başka konu hakkındaki yorumunuzu da merak ediyoruz. Murat Bardakçı, Habertürk Gazetesi’nde Dahiliye Vekili Namık Gedik’in yeminli ifadesini yayınladı. Namık Bey bu ifadede hadiselerden haberdar olmadığını beyan ediyor. Bu beyanat hakkında ne söylemek istersiniz?

YG: Kardeşim, yer yerinden oynamış, onun haberi yok! Olacak iş değil! Kusura bakmayın. (Gülüyor.)

EG: Yok efendim biz sorumuzu soruyoruz. (Gülüyor.)  

YG: Sorun tabii. (Gülüyor.)

EG: Efendim anlattıklarınız için teşekkür ederiz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s