MURATCAN ZORCU
KOÇ ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ’NDE DOKTORA ADAYIDIR.
Fuat Bayramoğlu’nun koleksiyonunun, kendisi ve eşi Nesteren Bayramoğlu adına Koç Üniversitesi Suna Kıraç Kütüphanesi’ne bağışlandığını bir dostum Yahya Kemal’in bir mektubunun görüntülerini benden isteyene kadar bilmiyordum. Dahası, tarihle uzun yıllardır ilgilenmeme rağmen maalesef Fuat Bayramoğlu’nun ismini de duymamıştım. O gün de bahsi geçen mektubun fotoğrafını, Yahya Kemal’in Mektuplar Makaleler kitabının İstanbul Fetih Cemiyeti’nden çıkan baskısını kullanarak çekecektim. Fotoğrafları dostuma gönderecektim ve mesele kapanacaktı. Ama böyle olmadı. Kültür çalışmalarının bireysel çabalara bağlı olduğu yerlerdeki gibi hadise tekrar etti ve yepyeni bir dünyaya kavuştuk. Bugün sizlerle Yahya Kemal’in, “Donated by Nesteren and Fuat Bayramoğlu” notunu içeren Mektuplar Makaleler kitabındaki derkenarları konuşacağız. Öncelikle Fuat Bayramoğlu’nun kim olduğuna değinelim.

Fuat Bayramoğlu 1912 yılında Ankara’da doğdu. Kendisi, Hacı Bayram’ın torunlarındandır. 1931 yılında Ankara Erkek Lisesi’ni bitirdi. Yüksek öğrenimini de İstanbul’a taşınarak Mülkiye Mektebi’nde tamamladı. 1939 yılında Liège Üniversitesi’nde doktorasına başladıysa da İkinci Dünya Harbi sebebiyle okulu yarıda bırakarak memlekete döndü. Dışişleri Bakanlığı’na girmesinden sonra Oslo (1957-1959), Bağdat (1959-1960), Tahran (1960-1962) ve Roma (1962-1963) Büyükelçisi oldu. Fahri Korutürk’ün cumhurbaşkanlığı döneminde de Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nden 13 Temmuz 1977 tarihinde emekli oldu. Emeklilik yıllarında Kandilli’deki yalısında kitaplarını hazırladı, şiir yazdı. Hacı Bayram ile ilgili iki ciltlik eserini de bu dönemde bitirdi. 30 Haziran 1996’da vefat etti. Bu kısa özgeçmişini İslam Ansiklopedisi’nden özetledim.
Şimdi de Koç Üniversitesi’nin Suna Kıraç Kütüphanesi’nde kitabın üç kopyasının olduğunu söylemekle başlayalım. İlki özel bir cilt içerisinde 1977 İstanbul Fetih Cemiyeti baskısı. Diğer ikisi de mükerrer şekilde yine cilt içerisinde 1990 baskıları. İlk baskısının cildindeki ebru Türk kültürünün önemini gösterdiği için cildi fotoğraflara ekliyorum. Bununla birlikte, Fuat Bayramoğlu ile Yahya Kemal Beyatlı arasındaki mektuplaşmaların bu kitaptaki tek mektubun ötesinde, Beşir Ayvazoğlu’nun diğer mektupları ve cevaplarını derlediği kitabını da buraya iliştirelim: Beşir Ayvazoğlu, Yahya Kemal’den Fuat Bayramoğlu’na Karaçi Mektupları (İstanbul: Reklamadam, 2008).


Fuat Bey birçok notunu klasik edebiyatımızdan bildiğimiz bir yöntemle derkenarlara almış. Derkenarların birçoğu metin içi tashih sürecinde sınıfta kalmış: Yanlış yazılmış kelimeler, atlanan ikilemeler… Ama kimileri var ki Fuat Bayramoğlu’nun kaleminden Yahya Kemal’i daha iyi tanıyoruz.
1977 yılının baskısını açar açmaz 251, 255 ve 309 numaralarının yanında eski yazıyla yazılmış kelimeler görüyoruz. Bunlar kitabın iç sayfalarında, yazımından emin olunmayan kelimeler: “mukayyis, misâfiriyet, müneggab”. Bunlar kitabın halihazırdaki kelimeleri olsa da Fuat Bey giriş sayfasında bu kelimelerin eski yazıdaki orijinal yazımlarını tahmin etmeye çalışıyor, çünkü kelimelerin yanında bir de soru işareti var. 6. sayfada okunamamış bir kelimenin altına “Hiyeralik” yine soru işaretiyle eklenmiş. Aynı şekilde 7. sayfada da “Opéra-Qomique” kelimesindeki Q harfi C harfiyle tadil edilmiş. Bu iki hatanın 1990 baskısında düzeltilmiş olduğunu da görüyoruz. 94. ve 95. sayfalarda ise Yahya Kemal’in Fuat Bayramoğlu’na mektubunu görüyoruz. “Not:” başlığı altına şunlar yazılmış:

“Yahya Kemal Beyatlı, soyadını kullanmakta son derece dikkatli ve hassastı. Her sesin, yazı ve mektup [ve] hatta kartvizit altına koyduğu imza ve isimlerde muhakkak soyadını, isterse eski harfli olsun, yazardı. Bu itirazına riayet edilmelidir. F.B.”
Fuat Bey’in notu sayesinde Yahya Kemal’i daha iyi tanıyoruz. Düzeltiler derkenarda muttasıl devam etmekte. 119. sayfada “benim hâkanım” olarak yazılan “hâkan” kelimesi eski yazıyla tekrar edilip ikinci a harfine şapka atılarak düzeltilmiştir. 121. sayfada önce birleşik yazılan “-de, -da” hatası giderilmiş, sonra “nahif” kelimesi “nahiv” şeklinde doğru yazımına döndürülmüştür. 123. sayfada da Şeyh Galib’in mısraındaki “güncü” kelimesi kırmızı kalemle “genci” şeklinde düzeltilmiştir. 156. sayfada Yahya Kemal’in Hâkimiyet-i Milliye gazetesindeki fıkrasının üzerinde “Alınacak” notu bulunmaktadır. 228. sayfada Memduh Paşa’nın kullandığı “bil-inâyete’l-Rabbâniye” kelimeleri de “bil-inâyeti’r-Rabbâniye” şeklinde Arapça gramer kurallarına uygun hale getirilmiştir. 251. sayfada “mukayyis” kelimesinin üzeri çizilerek “makıys” yazılmıştır ki kitabın girişindeki kelimelerden emin olunarak düzeltilen bir kelimedir. 255. sayfada “ulvî-cenâba” kelime grubunun altına eski yazıyla “ulvî-cenâb” yazılmıştır. Aynı cümle içerisinde “perde-yi nisyan”daki tamlama hatası giderilerek “perde-i nisyan” şeklinde yazılmıştır. 258. sayfada “darülterbiye” “darütterbiye” olarak düzeltilmiştir. Aynı sayfada uzun “i” ile gösterilen “sîn” kelimesi de “sin” şeklinde düzeltilmiştir. 281. sayfada “dârül-nafaka” işaretlidir. 306. sayfada “taabbüddür” kelimesi işaretlenerek okuyamadığım “تبعتح” kelimesi eski yazıyla yer almıştır. Takip eden sayfada “muvahhid” kelimesine “mucid olmalı” şeklinde eski yazıyla not düşülmüş, 313. sayfada da “cezire” yazan yerin hem eski yazı hem Latin harfleriyle “cerbeze” olduğu belirtilmiştir.
Kütüphanede ikinci mükerrer 1990 baskısı görece derkenarız bir kitap olmasına rağmen 210. sayfada “ma’kes” kelimesi şeklinde yayınevince düzeltilmiş olan kelimenin yanına Latin harfleriyle “gene yanlış! makîs olmalı” notu düşülmüş. 213. sayfada “misâferiyetine” kelimesi işaretlenmiş. Bu, 1977 baskısındaki kitapta da emin olunmayan kelimelerden olmasına rağmen burada hem eski yazıyla hem de Latin harfleriyle “müsâferetine” şeklinde düzeltilmiş oluyor. 263. sayfasında da “tetebbûdur” şeklinde yayınevince düzeltilen kelimenin yanına “düzeltilmiş şekil” notu düşülmüş. Aynı sayfada sırasıyla “tezmüddeâ” kelimesinin ayrı yazılmasını belirten bir çizgi çekilmiş. “Nokta-ı nazar” “nokta-i nazar” şeklinde düzeltilmiş. Sayfanın sonuna doğru “yavaş” kelimesinin yanına “yavaş” eklenerek ikilemedeki eksik kapatılmış, 264. sayfada ise “muvahhid” yine “mûcîd” olarak düzeltilmiştir. 266. sayfadaki “müneggab” kelimesi “münbais” olarak düzeltilmiştir. 268. sayfada da “kasabada” kelimesi hem harflerin üzerine gerekenler yazılarak hem de satır sonunda ayrılarak “kaba saika” olarak düzeltilmiştir. 269. sayfada “cerbeze” kelimesinin yine yayınevince düzeltildiğini görüyoruz. Aynı yerdeki “muhîtinin” kelimesi “muhîtini” olarak, 272. sayfadaki “gaseyan” ise “galeyan” şeklinde düzeltilmiştir.

Gelelim kütüphane kayıtlarında üçüncü mükerrer olarak geçen kitaba… Notlar daha iç kapakta bizi karşılıyor. “218 Heva vü heves” kelime grubunun “vü”sü “ü” ile değiştirebilir mi diye düşünülmüş, soru işaretiyle emin olunmadığı belirlenmiş. “218” sayısının altına da “hevâ ve” diye başka bir yazım şeklinin notu düşülmüş. 118. sayfada “Duygusuz şâirler” diye başlayan cümledeki bu iki kelime mavi fosforlu kalemle işaretlenmiş, ayrıca not olarak “Muallim Naci ile karşılaştırınca ilginç olacak” eklenmiştir. 141. sayfada “ırsî” kelimesi “irsî” olarak düzeltilmiş, 161. sayfada “âteşin nisâîlerden bir zât” yeşil fosforlu kalemle işaretlenerek “feminist” notu düşülmüştür. 162. sayfada “çok ilginç” notu dışında metinde “milletlerin huzâl devirleri vardır” cümlesine “Bu devir nedir?” notu düşülmüştür. 180. sayfada “va’z-ı” kelimesi “vaz’-ı” şeklinde düzeltilmiştir. Yine aynı sayfada “muadat” kelimesi de eski yazıyla tekrar yazılmıştır. Kitabın girişinde üzerinde çalışılan “hevâ vü heves” 215. sayfada da bulunmaktadır. 217. sayfadaki “buk’a” kelimesinden de emin olunamamıştır, kelime eski yazıyla yazılıp soru işareti konmuştur. 224. sayfada yazanın, Yahya Kemal’in Deniz Türküsü şiirinin hikâyesi olduğu Latin harfleriyle belirtilirken eski yazıyla bu not daha geniş şekilde tekrar edilmiştir. 225. sayfada da “(Yol düşüncesi)nin ilk hamlesi” notu düşülmüştür. 229. sayfada “muanver” kelimesinden emin olunmadığını soru işaretinden anlıyoruz. 236. sayfada “Bu yazıyı okurken Ahmet Haşim’in O Belde şiirini düşündüm. O ezandan(?) ve bu sudan(?) mı geçildi? 1955 İstanbul’un fethi günü.” 256. sayfada “Sincar’dar” kelimesi “Sincar’dan” şeklinde düzeltilmiştir. 258. sayfada “tebâen” kelimesi “tebean” şeklinde değiştirilmiştir. 259. sayfadaki “gömüşmüşler” kelimesindeki dizgi de “gömülmüşler” olarak tadil edilmiştir.
Tüm bu düzeltileri incelediğimizde bir münevverin çabasını görüyoruz. Kitabın 1977 baskısındaki bazı dizgi hataları yayınevince düzeltiliyor. Bu düzelti sürecinde Fuat Bey’in de olması muhtemel. Sıkılmadan devam ediyor, her yeni baskıda “Gene yanlış!” notunu düşmeyi de ihmal etmiyor. Gelelim şimdi pragmatist noktaya. Bu yazıyı niçin hazırladım? Hani Karl Marx’ın tüm eserleri bir seri halinde İngilizcede mevcut ya… Türklerin önde gelen şairlerinden Yahya Kemal Beyatlı’nın, belki bir gün Ziya Gökalp’in, Celal Nuri İleri’nin tüm eserleri, şöyle ciddi bir edisyon kritikle, seçkin bir matbaadan iki cilt olarak karşımıza çıkarsa, Fuat Bey’in derkenarları bu metinleri işlemede bize yol gösterici olacaktır.
Son olarak, bildiğimiz üzere Yahya Kemal Beyatlı’nın yalnızca Mektuplar Makaleler başlıklı eseri yok. Fuat Bey’in Yahya Kemal bağışlarındaki tüm notlarını da doktoradaki yoğun dönemimden sonra akademik bir yaklaşımla derleyeceğimi umuyorum. Bu yazı da bu çalışmanın öncüsü olsun. Heves kabartıcı bir notla veda edeyim.


Yorum bırakın