Giriş
Bu yazıda son yıllarda ülkemizde oldukça güçlü esen rap müzik rüzgârının kaynağını ve rap müziğin nasıl bu kadar büyük bir popülariteye ulaştığını anlamaya çalışacağız. İlk yazıda, rap müziğin bir müzik türü olarak nasıl bu kadar dinlenen bir türe dönüştüğünü, rapin doğası gereği sahip olduğu nitelikler üzerinden anlamaya çalışmıştık. Bu kısımda da benzer bir analizi Türkçe Rap özelinde yapacağız, ancak bu sefer daha somut örnekler üzerinden ve kronolojik bir düzene kısmen riayet ederek yapmaya çalışacağız. İlk yazıyı okumadıysanız anlatının bütünlüğü için okumanızı öneririm.

Nereden Çıktı Bu Rap?
Son yıllarda yaşanan rap patlaması akıllara bu soruyu getirse de artık rap’in birden ortaya çıkmadığı ve Türkçe Rap müziğinin belli bir altyapısı olduğu herkesin malumu. Almanya’da yaşayan Türk göçmenler tarafından seksenlerin sonunda ilk rap grupları kurulduğunda rapin ana vatanı ABD’de de rap müzik müthiş bir yükselişe geçmişti. İlk ürünleri yetmişli yıllarda verilse de seksenler ABD için rap müzikte üretimin büyük ölçüde arttığı ve tabanın genişlediği yıllardı. Run DMC, LL Cool J ve Public Enemy gibi büyük çıkış yapan rapçilerin ardından Dr. Dre, Eazy-E, Ice Cube gibi yıldızların bir arada olduğu N.W.A. grubuyla birlikte rap Amerikan müzik endüstrisinde önemli bir yer edinmişti.
Doksanlara geldiğimizde, ABD rap camiasi iki bölge etrafında şekillenmişti. East Coast – West Coast olarak isimlendirilen bu iki bölgenin kavgası medyada büyük bir yer işgal ederken bu iki kanadın yıldızları Biggie ve 2Pac ise şarkılarıyla ABD müzik listelerinde zirveye yükselmişti. Daha sonra suikast sonucu hayatını kaybeden bu iki süper yıldızın ölümlerinde parmağı olduğu düşünülen ve East Coast rap camiasına arka planda hükmeden yapımcı Puf Daddy ise son günlerde taciz ve pek çok farklı suçla yargılandığı için gündeme gelen Diddy ile aynı kişi. (Konuyu merak edenlere izlediğim en detaylı Türkçe incelemeyi tavsiye ederim) Bu iki yıldızın ölümünden sonra rap müzik daha da popüler oldu ve 2000 sonrasında Amerikan müzik kültürünün zirvesine tırmanarak bugünlere geldi.
Rap müzik de ABD’den çıkan pek çok popüler kültür ögesi gibi ülke sınırlarını aştı ve dünyanın farklı bölgelerine ihraç edildi. ABD’de rapin yükselişe geçtiği yıllarda hip-hop kültürünü ilk takip eden kesimlerden birisi de Almanya’da yaşayan Türkler oldu. 1986 yılında Boe B ve Maxim’in kurduğu Islamic Force grubunun üyeleri Türklerden oluşuyordu ancak uzun süre İngilizce şarkılar yaptılar. Aynı dönemlerde Nürnberg şehrinde, daha sonra Cartel kurucuları arasında yer alacak olan Alper Ağa, King Size Terror grubuyla Türkçe rap tarihinden günümüze kalan ilk kayıt olan Bir Yabancının Hayatı şarkısını çıkardı. Bütçe ve imkânlar kısıtlı olmasına rağmen Almanya’da rap müzik kültürü yayılmaya devam etti.
1995 yılına geldiğimizde Türkçe rap tarihinde bir mihenk taşı olan Cartel kuruldu. Karakan ve Cinai Şebeke gruplarına, solo olarak rap yapan Erci E’nin de katılmasıyla bir araya gelen Cartel aynı yıl ilk albümleri Cartel’i yayımladı. Albüm Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın pek çok bölgesinde yaşayan Türkler arasında süratle yayıldı. Daha sonra Türkiye piyasasına bandrollü şekilde giren Cartel kısa sürede müthiş bir albüm satışına ulaştı. Albüm Türkiye’de resmî olarak en çok satan rap albümü unvanını hâlâ koruyor. Cartel İnönü Stadyumu konseriyle Türkiye’de bir stadyumda konser düzenleyen ilk rap grubu oldu ve bir daha hiçbir rapçinin stadyum konseri olmadı. Büyük bir başarı elde etmesine rağmen Cartel yaşanan sorunlardan ötürü ilk albümden sonra dağıldı ve başka albüm çıkarmadı. (Detaylar için Erci E’nin verdiği bu uzun röportaja bakabilirsiniz.)

Bu hikâye akıllara başka bir soruyu getiriyor: Neden Cartel sonrasında beklenen patlama gerçekleşmedi? 1995 yılından sonra farklı rapçileri görmeye başladık. Aralarından Aziza A, Sultana gibi bazı isimler bandrollü albümler de çıkardı fakat uzun bir süre kimse Cartel seviyesine yaklaşamadı. Bu dönemde rap çalışmalarının beklentileri karşılayamamasının sebebi, yapılan işlerin başarısızlığından ziyade Cartel albümü kıstas alındığı için çıtanın çok yüksek olmasıydı. Nitekim 2000’li yıllara kadar rap müzik, tabanını genişletmeye devam etti. Ceza ve Silahsız Kuvvet’in (Sagopa Kajmer) de aralarında olduğu, daha sonra ünlü olacak pek çok rapçi piyasaya giriş yaptı. Bu isimler o zaman için yeraltı (underground) rap yapıyor olsalar da zamanla yapımcılarla anlaşıp Türkiye’de rapin bugünlere gelmesinde önemli rol oynadılar.
2000 yılından sonra bilgisayar kullanımı ve internetin yaygınlaşmasıyla rap müzikte üretim ciddi bir artış gösterdi. FL Studio gibi bir rap şarkısının neredeyse bütün müzikal altyapısını tasarlama imkânı sunan yazılımların da varlığıyla 2000’li yıllar rapte üretim patlamasına ve rapin Cartel sonrasında yeni yıldızlarını yaratmasına sahne oldu. En önemli isimler şüphesiz Sagopa ve Ceza olsa da bu dönem pek çok rap yıldızı sahneye çıktı. Bunların arasında Sagopa sadece yaptığı altyapı ve şarkılarla değil, Türkçe rap üzerinde yarattığı etki sebebiyle mühim bir yere sahip. Şimdi Türkçe Rap nasıl bu kadar başarılı oldu sorusunun cevabını aramaya başlıyoruz.
Rap ve Türk Müzik Kültürü
Yıllarca rap müzik ülkemiz için sıra dışı, toplumumuzun değerlerine ve müzik alışkanlıklarına aykırı bir müzik türü olarak tanımlandı. Bence bütün bunların aksine rap tarz olarak Türkçe anlatı kültürüne hiç uzak değil. Avrupa’da romanlar yazılırken bizde bunların muadili olabilecek yüzlerce sayfa uzunluğundaki Mesnevi tarzındaki eserler beyitler halinde kafiyeli olarak yazılırdı. Kafiye barındırmayan nesir kültürü bu topraklarda yakın zamana kadar olmadı. Halk edebiyatındaki masallar, hikâyeler bile büyük ölçüde manzumdu. Aşık edebiyatı tasarım olarak rape gerçekten benziyordu; ozan elindeki sazla ritmik ve basit bir müzik çalarken üstüne kafiyeli şekilde şiirler okuyup hikâyeler anlatıyordu. Anlatılan hikâyenin de kafiyeli olması ve sazdaki müziğe eşlik edecek bir ritme sahip olması önemliydi. Bu haliyle sazla çalınan müzik beat, ozan da bir nevi mc gibi kabul edilebilir. Aşık atışmasının da rap battle etkinliklerindeki bire bir atışmalara benzediğini söyleyebiliriz.
Türk halkının ritmik müziklere olan ilgisini de es geçmemek gerek. İnsanların kendini kolayca ritme bıraktığı zurna veya klarnet ile çalınan ezgileri, çiftetellileri düşündüğümüzde melodik zenginlikten ziyade ritmin insanları harekete geçirdiğini görüyoruz. Ramazan davulu üstüne okunan maniler drum beat üstüne okunan rap müziği andırıyor – davulun arka planda ritim enstrümanı olması ve kafiyeli bir mısranın okunması yönüyle bir benzerlik olsa da içerik ve tarz tabii ki farklı- ve asırlardır halkımız bu sesleri duyuyor. Bu konuda hip-hop kültürünün ülkemizdeki öncülerinden olan Turbo’dan alıntı yapmak istiyorum: “Bu arada, Türk insanının kulağı melodik değildir, ritmiktir. Aslında Türk insanı rap müziği daha çok sever. Darbuka duyduğumuzda göbek atıp dans eden insanlarız biz. Ritim çok var bizim müziğimizde. Asıl burada rapin popüler olması lazım, gar gar gar heavy metalin değil yani.” Turbo gibi ben de ritmik müziklerin bize daha uygun olduğu kanaatindeyim. Yeni nesil müzikler fazla gürültülü ve anlaşılmaz olduğu için bu denklemin dışına kaysa da hâlâ basit bir ritim üstüne altyapılar inşa ediliyor.
Bence rap için önemli dönüm noktalarından birisi de şarkıların daha anlaşılır ve eşlik edilebilir bir forma bürünmesi. Burada iki isme dikkat çekmek istiyorum; Sagopa Kajmer ve Ezhel. Sagopa Kajmer kanaatimce yaptığı şarkılar ve altyapılarının başarısı dışında iki büyük değişimin öncüsü oldu. İlki, daha doğulu, nispeten arabesk tonda besteler yapması ve rap müziği ritmik karakterini öldürmeden daha melodik, alışılmış bir forma sokmasıydı. Neredeyse yarım asırdır Türkiye’de arabesk ve türevleri hep başarılı oldu; önce klasik arabeskçiler çıktı, onları takip eden türkücüler ve TSM sanatçıları daha arabesk bir çizgiye kaydı. Ardından popçular arabeskleşti. Doksanlarda arabesk-fantezi denilen hibrit müzik türü oldukça popülerdi. 2000 sonrasında da Sagopa ile aynı müziği icra etmeseler de arabesk rapçilerin sayısı hızla arttı ve özellikle mahalli arabesk rapçiler kendi bölgelerinde çok fazla dinlendi. Sagopa’nın rapi arabeske yaklaştırması ve nağmeli vokal tarzı, rapçilerin çoğunda olmayan yanık sesi arabesk rap için yol gösterici oldu. Arabesk rapçilerin yaptıkları şarkılar Sagopa seviyesine göre gayet basit işlerdi. Kimi zaman arabesk şarkılar -bestesine hiç dokunulmadan- üzerine okunan sözlerden oluşsa da tarz olarak arabesk rap akımının Sagopa müziğinden fayda sağladığı ve ilham aldığı aşikârdı.
Sagopa’nın yaptığı diğer büyük değişiklik şarkılarını daha anlaşılır ve eşlik edilebilir bir şekilde yazıp seslendirmesiydi. Ceza’nın da çok fazla dinleyicisi vardı ama Sagopa’nın şarkıları bireysel bağ kurmak için daha uygundu. Sözler daha açık ve yavaş okunuyor, alışık olduğumuz gibi müzikal nağmelerle geçiş yapılıyor, bu sayede dinleyici kolaylıkla şarkıyı takip edip eşlik edebiliyordu. İnsanlar anlaşılır ve takip etmesi kolay olan müzikleri dinlemeye meyyaldir. Sagopa da rapçilerin çoğuna göre daha anlaşılır bir müzisyendi. Şarkılarının şiddet, uyuşturucu gibi temalardan ari ve argosuz temiz bir dile sahip olması da toplum tarafından kabul görmesini kolaylaştırdı.
Önemli diğer bir figür olan Ezhel bir süredir Almanya’da yaşayan, son yıllara damga vuran bir mc. Müptezhel ile birlikte rap müzikteki son büyük patlamanın fitilini ateşledi. Onun da iyi olduğu işlerden biri Sagopa gibi anlaması ve takip etmesi kolay şarkılar yapması. Bazı kısımlarında hızlı okunan ve anlaşılması zor sözler olsa da her şarkısında akılda kalıcı, nispeten yavaş ve anlaşılır kısımlar da var. Hatta Geceler gibi bazı şarkıları tamamen anlaşılır sözlere sahip. Ezhel, Türkiye için görece yeni olan trap-drill sınıfında sound’lar kullanırken bir yandan da hâlâ old school esintileri taşıyan bir üsluba sahip. Ayrıca Müptezhel albümünde bol bol filtre ve autotune kullanımı görüyoruz. Türkçe rapin, Ceza’nın bizi iyice alıştırdığı flex (hızlı, duraksamadan ve nağme yapmadan şarkı okuma) tarzdan uzaklaştığını bu albümde açıkça görüyoruz. Müptezhel, bıraktığı etkiyle Türkçe rap için bir dönüm noktası oldu ve günümüze kadar gelen trap ve drill altyapılarının hakim olduğu, büyük ölçüde birbirine benzeyen müziklerden oluşan çağı başlattı.

Güncel ve Mahalli İçerik Kullanımı
Bu başlık, ilk yazıda da değindimiz bir konu ama Türkiye özelinde bu konuya tekrar eğilmek istedim. Rap, içerik zenginliği bakımından hiçbir müzik türünün yarışamayacağı kadar konuyu çok daha kolay ve hızlı bir şekilde şarkılarla anlatma gücüne sahip. Bunun iki büyük faydası var; gündemi yakalayıp insanların yaşadığı dönemle bağ kurmak ve lokal referanslarla dinleyicilerin aidiyet hissettikleri bir anlatı yapmak. Hızlı bir şekilde adapte olabilmek, özellikle sosyal medyayla birlikte hiç durmadan değişen gündemi yakalamak için önemli bir artı. Rap müzikte hikâye anlatmanın kolaylığını da düşününce güncel meselelere değinen şarkılar çok kolay ortaya çıkıyor. Şanışer’in öncülüğünde kolektif bir proje olarak hazırlanan Susamam güncel meselelerde rapin anlatım zenginliğini kullanan en iyi örneklerden.
Mahallilik konusunda ekseriyeti ülke çapında bir şöhrete erişememiş ancak sayıları oldukça fazla olan lokal arabesk rapçilerden bahsetmeyeceğim. Bu konu başlı başına ayrı bir yazının konusu olur. Türkiye gibi futbol taraftarlığı dışında memleketçilik kültürünün güçlü olduğu bir ülkede yerelleşebilmek başarının anahtarlarından. Kayra’nın Karabükspor temalı şarkıları ve No 1 tarafından memleketi Denizli’deki mekânlara verilen referanslar, bu sanatçıların kendi memleketlerinde dinlenmelerini artıran faktörler. Tabii ModeXL, Gxblin, Ezhel gibi isimlerin Ankara temalı parçaları da Ankara’da daha hızlı tanınmalarını sağladı. (Gxblin’e ait Ankara temalı başarılı bir parça.) İnsanların her dönemde hayatlarına dokunan ve kendilerinden bir şeyler bulduğu eserlere yöneldiğini unutmamak gerek.
Sadece lokal referanslar değil, popüler kültür göndermeleri ve alıntılar da rap müzikte yaygın. Türkiye’de kullanımı artık azalsa da eskiden daha sık gördüğümüz Yeşilçam filmlerinden kesitleri şarkılara yerleştirmek bunun güzel bir örneği. Saian’ın Mafya Şarkısı bu tekniğin merkeze alındığı bir şarkı. Son albümünde Ezhel de Uchigatana şarkısında bu tekniği kullandı. Kayra’nın Korkusuz Korkak filmini ve Mülayim Sert karakterini merkeze alan Mesela Yani isimli şarkısının büyük bir popülariteye ulaşmasını ve Kayra’nın yeni dinleyiciler kazanmasını sağlamasında Mülayim Sert’in ve filmin etkisini inkâr etmek olmaz. Referans vermek, referans verdiğiniz filmlerin ve popüler kültürde yer edinmiş her türlü konunun kitlesini yakalamak için etkili bir araç.
Medya ve Rap İlişkileri
Rap müzik medyada ilk kez Cartel albümünden sonra ciddi bir görünürlük elde etti. Televizyonda, gazetelerde, radyolarda, kısacası medyanın her köşesinde Cartel vardı; ancak bu uzun sürmedi. Cartel fırtınası dindikten sonra medya rape ilgi duymayı bıraktı. Cartel gençlere rapi sevdirip tabanda rap kültürünün yayılmasını sağlasa da endüstriyel anlamda rape kısa vadede bir fayda sağlamadı. İlk yılların rapçileri, medyanın gözünde serseri, argo konuşan, tekinsiz ve mesafeli yaklaşılması gereken insanlardı.
2000 sonrasında rape olan ilgi artmaya devam edince medya da bu konuda kayıtsız kalamadı. Özellikle Dream TV gibi müzik kanalları rap şarkıları yayımlamaya başladı. Gazetelerde ve televizyon kanallarında rap yavaş yavaş görünür olmaya başlamıştı. (Barikat ve Kuvvetmira ekiplerinin katıldığı o ünlü program.) Aynı dönemde Sagopa’nın G.O.R.A. filmine müzik yapması ve klibinde Cem Yılmaz’ın oynaması önemli bir sıçrama noktası oldu. Rap müziğin televizyondaki en büyük görünürlüğü de Adanalı dizisinde Ceza’nın şarkılarının kullanılmasıydı. 2010 ve sonrasında Çukur dizisinde rap şarkıların kullanılması rap için yine kilit bir sıçrama noktasıydı. Gelgitli bir ilişki olsa da rap müzik medyada görünür olduğu zamanlarda bundan her zaman fayda sağlamayı bildi.

Sosyal medyanın ve dijital platformların geleneksel medyaya karşı baskın konuma geldiği dönemin, rap müziğin zirveye çıktığı dönemle aynı olması da tesadüf değildi. Rapçiler kavgalarını sosyal medyaya taşıdı. Pek çok yeni nesil rapçi sosyal medya fenomeni gibi yaşamaya başladı. Popüler olmak için ne gerekiyorsa yaptılar. TikTok videolarında ve Instagram reels’larında arka planda sık sık rap şarkıların kullanılması da viral bir yayılma alanı sağladı. Eskiden Fuat’ın veya Ceza’nın ne yiyip içtiği, ne giydiği, hangi mekâna gittiği bilinmezdi. Şimdiki rapçiler hayat tarzını ve sahip olduğu her şeyi gözümüze sokup lüks ve gösteriş üzerinden kendini pazarlama peşinde. Rap müzik tamamen endüstriyel oldu ve üretimin büyük bir kısmı ticari bir formüle dayanarak yapılıyor.
İşin diğer tarafında da fenomenlikten rape kayanlar var; Enes Batur, Berkcan Güven gibi isimler rap şarkıları çıkardı. Bunu en popüler zamanlarında yaparak kendi kitlelerini de rape yönlendirdiler ama ikisi de rap müzikten istediği kadar takipçi kazanamadı. Fenomenler rap müziği sahip oldukları şöhreti en hızlı ve kolay yoldan paraya dönüştürme aracı olarak gördüler. Bu teşebbüsler fenomenlerden çok trap veya drill altyapıları kullanan rap kitlesine yaradı. Fenomenler rapten umduğunu bulamazken rapçiler onların takipçilerine de ulaştı. Yaşları küçük olan bu neslin büyümesi ve yetişkin insanlara yani tüketicilere dönüşmesiyle birlikte daha görünür bir kitle oldular.
Dijital Platformlardaki Sahte Dinlenmeler ve Diğer İddialar
Rap artık eski günlerdeki gibi yeraltına çekilmiş, toplama albümler yapılan ve hevesli gençlerin harçlıklarıyla aldığı ucuz mikrofonlarla ev stüdyolarında kayıt yaptığı zamanlardan çok uzakta… Bazılarını tenzih etsem de son dönemde yükselen rapçilerin önemli bir kısmını ticari bir formülle ortaya çıkarılan isimler olarak görüyorum. Sample almaktan öte flow ve rhyme olarak yurt dışından bire bir alınmış ve sırf ritmi müzikle uysun diye anlamsız sözler yazılmış çok fazla şarkı var. Merak edenler, YouTube’da bol bol örnek bulabilir. Önceki yazıda, dinlenme sayılarının rapçilerde neden daha fazla olduğunu anlatmıştım; bilhassa feat yapılan parçalarla dinlenme sayıları çok hızlı artabiliyor.
Sahte dinlenme için bot kullanma ve kara para aklama iddiaları yıllardır gündemde. (Detaylar için bu belgeseli izlemenizi öneririm.) İddialar oldukça ciddi; farklı ülkelerde sahte dinlenme hizmeti sattığı için kapatılan siteler ve tutuklanıp ceza alan kişiler var. Dinlenme sayıları üzerinden elde edilen şöhret ve unvanların da meşruiyeti şüpheli durumda. Sadece sahte dinlenmeler değil, Spotify listeleri ve dinleme önerileri de tartışma konusu. Listeye alınan isimlerin birden yükselmesi ve görünürlüğünün artması, bu listeleri düzenleyen küratörlerin suni bir şekilde piyasayı yönlendirmesini mümkün kılıyor. (Konu hakkındaki detaylara bu köşe yazısından ulaşabilirsiniz.) Bu dinlenme sayılarının tamamen gerçek olduğunu varsaysak dahi Spotify rakamlarının müzik endüstrisinin hâlâ küçük bir kısmına tekabül ettiği de unutulmamalı.

Günümüzde büyük ölçüde tek tipleşmiş ve belli başlı yapımcı ve DJ’lerin yönlendirdiği bir sistem var. Tabii ki farklı işler de üretiliyor ama sistemin dışında kalanlar ne kazanç ne de şöhret olarak diğerleriyle yarışabiliyor. Rap müzik hakkındaki “sistem eleştirisi, ezilenlerin öfkesinin dışa vurumu” şeklindeki tanımlar artık anlamını yitirmiş durumda. Elbette Saian, Şanışer gibi bu karaktere uygun rapçiler de var, ancak bu isimleri listelerde görmeniz pek mümkün değil. Bahsettiğim yeni nesil şarkılar tamamen poplaşmış ve klasik rap tanımının dışında işler. Bu sebeple bütün bu şarkıları rap kabul etmeyenler de mevcut. Bu tartışmayı bir kenara bırakarak bu yazıda ilk nesilden itibaren rap müziğin yükselişini incelemeye çalıştım. Konu başlıklarının çoğunda derinleşemesem de merak edenler için ilgili kaynakları paylaştım. Merak ettiğiniz noktalarda detaylar için kaynaklara giderek daha detaylı bir okuma yapabilirsiniz. Umarım okumaktan keyif aldığınız bir yazı olmuştur.
Z. Engin Pekel, Boğaziçi Üniversitesi


Yorum bırakın