Gülhane Parkı’ndan Bir Sahne: Bahar ve Çiçek Bayramı

Ece Konuk
Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü doktora adayı.

İstanbul’un ilk ve en büyük parklarından biri olan Gülhane’nin toplumsal hafızada çok katmanlı ve oldukça önemli bir yer ettiği savunulabilir. Gülhane Parkı asır-dide ağaçları, Tarihi Yarımada’yı taçlandıran pitoresk ve mistik silüetiyle Sarayburnu’ndan denize kavuşur. Ancak Gülhane bu doğal imgelerinin yanı sıra, parkın sahne olduğu çeşitli kutlama pratikleriyle de hatırlanır. Topkapı Sarayı’nın arka bahçesi olan bu mekanda yüzyıllar boyunca sultanın imparatorluk sembolizmini yücelten gösterişli törenler yapıldı. Osmanlı Devleti’nin son yıllarında halkın kullanımına açılan park, bir yandan çeşitli modernite kurumlarına ev sahipliği yaparken bir yandan da Birinci Dünya Savaşı propagandalarının düzenlendiği yeni bir kamusal sahneye dönüştü. Erken Cumhuriyet boyunca park, yeni rejimin sembollerini hafızalara kazıyan bayram kutlamaları gibi etkinlikleri ağırladı. Demokrat Parti döneminde içeriği ve ölçeğiyle bütün diğer kutlama pratiklerinden belirgin biçimde ayrışan, halkın “akın ettiği, bedensel ve ruhsal sağlığına kavuştuğu, ucuza eğlendiği” bir festival alanına dönüştü. Bahar ve Çiçek Bayramı isimli bu etkinlik İstanbul’un eğlence hayatına dair önemli bir kesit sunar. Bu kısa yazı İstanbul’un kadim kent parkı Gülhane’de 1950’li yıllarda düzenlenen bayramın kısa bir hikayesini anlatacaktır.

Bahar ve Çiçek Bayramı (Ece Konuk tarafından hazırlanan kartpostal)

1950 yılının Mayıs ayında devlet eliyle ilk kez düzenlenen bayram, iki gün sürmesi planlanan ve vatandaşın baharın gelişini kutlamasını hedefleyen bir etkinlikti. Dönemin İstanbul valisi ve belediye başkanı Fahrettin Kerim Gökay, Cannes ve Nice’de gördüğü çiçek bayramlarından etkilenerek bir benzerini İstanbul’da yapmak istediğini belirtmişti (Milliyet Gazetesi, 04.05.1950, s: 2). Bu ilhamla düzenlenen bayramın bir gün için dahi olsa sönmüş bir muhite taze bir ruh getirmesi umuluyordu (Milliyet Gazetesi, 19.05.1951, s: 2).

Ancak bayram, zamanla halkın büyük bir coşkuyla ziyaret ettiği bir kutlama pratiğine dönüştü. Gazete haberlerinden edinilen bilgiye göre, 1950’li yılların ortasından itibaren bayram yaklaşık iki milyon vatandaş tarafından ziyaret ediliyordu. Dönemin İstanbul nüfusu göz önünde bulundurulduğunda bu katılım oranının son derece yüksek olduğu savunulabilir. Halkın yoğun ilgisi doğrultusunda her yıl Mayıs ayında birkaç gün sürmesi planlanan etkinlikler, bütün yaz aylarını kapsayacak şekilde uzatıldı. Etkinliğin ölçeği genişledikçe parkta bulunan eğlence tesisleri de çeşitlendi. Bayram, zamanla bahar ve doğayla ilgili bağlamından tamamen uzaklaşarak halkın coşkuyla eğlendiği bir kent festivaline dönüştü. Demokrat Parti döneminde İstanbul’un geçirdiği demografik ve sosyolojik dönüşümler göz önüne alındığında, bayramın iş gücünün yeniden üretilmesi ve sosyal çatışmaların önlenmesi gibi çeşitli toplumsal amaçlar doğrultusunda işlevselleştiği savunulabilir.

“Ampulden Bahar Kıyafetleriyle Gülhane: Renk Diyarı” (Hayat Dergisi, sayı: 35, 07.06.1957, s: 22).

Parka 25 kuruşluk bir duhuliye ücretiyle girilirdi. Bu ücretten elde edilen gelirle hem parktaki tesisler geliştirilir hem de asayişten sorumlu bir işçi ordusu istihdam edilirdi. Sergi mekanları, eğlence donatıları, çadır tiyatroları, gazinolar ve hatta posta ofisi gibi çeşitli tesisler sayesinde park bir ziyaretçinin hiç dışarı çıkmadan bütün ihtiyaçlarını karşılayabileceği, adeta otonom bir yapıya sahipti. Bayrama ilişkin haberlerin basıldığı Bahar ve Çiçek Bayramı Gazetesi’nde yer alan reklamlar, parkın yeni ve cazibeli imgesine dair ipuçları sunar. Park sadece “ucuz, güzel, sıhhi ve zevkli” eğlencelerle dolu olmakla kalmamış, aynı zamanda “İstanbul’un en serin, nezih, güzel, yakın ve eğlenceli yeri”ne dönüşmüştü (06.08.1955, sayı: 18, s: 4). Bayramın imgesi bayrama özgü üretilmiş bilumum objelerde cisimleşiyordu. Lale ve çiçekler etrafında şekillenerek festivali kurumsallaştıran pullar, zarflar, sigara paketi gibi çeşitli ürünler de günümüzde pek çok sahafın elinde bulunuyor. Bu nesnelerin yanı sıra parkın yoğun bir şekilde aydınlatılması hem parkın geceleri de aktif olarak kullanılmasını sağlıyor, hem de parkın cazibeli imgesini pekiştiriyordu. Bayrama özgü aydınlatma elemanları, etkinliğin kendine has bir görsel hafıza oluşturuyordu. Parkın “geceleri ışık bolluğu içinde, gündüzünden bile daha gündüz haliyse halkın arzuyla koştuğu bir cennete” dönüşmüştü (Hayat Dergisi, sayı: 35, 07.06.1957, s: 22). Bayramın cazibeli temsilleri, çeşitli dönemlerde parka adeta musallat olmuş tekinsizlik söylemlerinin de bertaraf edilmesini sağlıyordu.

Bayram etkinliklerinden bir kesit: Soğuk Savaş döneminde Amerika propagandası yapması için işlevselleşen “Türkiye’de Kalkınma” sergisi. (Hayat Dergisi, sayı: 49, 13.07.1957, s: 17)

Bayram halkın eğlenmesi kadar, nüfusun bedenlerine ilişkin çeşitli iktidar söylemlerinin yayılmasını da sağlardı. Gazetelerde bayrama ilişkin çok sayıda habere yer verilirdi. Bu haberler Gülhane’de sağlanan imkanları överek yeni hükümeti yücelten, popülist bir söylemin parçasına dönüşürdü. Aynı zamanda dönemin toplumsal normlarına uygun düşen bedenleri bu haberler sayesinde görünürlük kazanırdı. Bedene ilişkin idealize edilen nitelikler belirgin bir süreklilik gösterdiği halde, bu niteliklerin her dönemin koşullarında yeniden şekillendiğinin ve kendine özgü bir temsil biçimi kazandığının altını çizmekte fayda var. Örneğin 1950’li yılların İstanbul’unda beden ve ruh sağlığını olumsuz etkileyen hızlı kentleşme, verem salgınları ve yoğun çalışma koşulları gibi durumların Gülhane ziyaretleriyle bertaraf edilebileceği vurgulanırdı. Hatta bayram, sıklıkla gazetelerde halkın gitmesi için açıkça önerilir ve işaretlenirdi. Vali Gökay, bir ruh hekimi olarak halkın parkta sunulan imkanlardan faydalanırken ruh sağlığını da kazanabileceğini vurgulamıştı (Milliyet Gazetesi, 04.05.1950, s: 2). Hatta park sıcak yaz günlerinde halkın rahat rahat eğlendiği, serinlediği ve sıhhatini kazandığını bir “ruh prevantoryumu” haline gelmişti (Bahar ve Çiçek Bayramı Gazetesi, Sayı:4, s: 1). Yani parkı düzenli ziyaret eden bir vatandaşın tıpkı bedeni gibi, ruhu da hasta olmazdı!

Parkın bedene ilişkin vurguladığı bir diğer söylemse, normatif cinsiyet tanımlarına uygun düşecek çeşitli etkinliklerin varlığıydı. Ailelerin parka çocuklarıyla gelebileceği sürekli vurgulanırdı. Gerçekleşen etkinlikler de özellikle çocuklu ailelerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde düzenlenmişti. Parkın çocuklar için zengin tesislerle donatılmış, güvenli ve steril olduğunun altı sürekli çizilirdi. Bu söylemlerin bir uzantısı olarak da toplumsal cinsiyet rejimleri aile üzerinden tanımlanır, bilhassa kadınların anneliklerine ilişkin toplumsal rolleri sıklıkla vurgulanırdı. Erken cumhuriyet yıllarında evinin sorumluluğunu üstlenirken ülkenin kalkınmasını sağlayacak mesleklerde yoğun olarak yer verilmesi gerektiği sıklıkla dile getirilen kadınlar, 1950’li yıllarda daha çok aileleri ve evleri üzerinden temsiliyet kazanırdı. Örneğin Akşam Gazetesi’ndeki bir haberde kadınların “hiç şüphesiz çocuklarını eğlendirmek için” elektrikli otomobillere bindiği ifade edilmişti (Akşam Gazetesi, 04.06.1955, s: 3). Bu yaygın söylemler aracılığıyla parkın evin bir uzantısına dönüşmesi sağlanırken kadınlar ve erkekler de belli aile rolleriyle imlenirdi. Bu boyutlarıyla bayram, 1950’lerin İstanbul’una dair önemli bir kesit sunuyor. Bayram boyunca Gülhane, İstanbul için merkezi bir karşılaşma mekanıydı. Etkinliğin gördüğü rağbet sebebiyle İstanbul’un Vatan Caddesi, Yenikapı Lunapark Sahası, Spor ve Sergi Sarayı, Şemsipaşa Parkı gibi çeşitli kesimlerinde de “Bahar ve Çiçek Bayramı” ismini taşıyan, ancak bağlamı Gülhane’den oldukça farklı olan çeşitli etkinlikler düzenlendi. 1960 yılına dek kutlanan bayram, darbe ile kesintiye uğrayarak zamanla sönümlendi. Ancak bayramın ilerleyen yıllarda, hatta günümüzde dahi parkta gerçekleşmeye devam eden çeşitli ölçeklerde ve bağlamlarda kutlama pratiklerine ilham olduğu savunulabilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s