Cumhuriyet dönemi romancılığının ve gazeteciliğinin üretken isimlerinden olan Feridun Fazıl Tülbentçi, birçok yazı ve romanında Bulgarlara ve Bulgaristan’a yer vermiştir. Bulgarlar, onun kaleminde; kültür aktarımı ve özellikle tarihî olaylarla zikredilmiştir. Tülbençi’nin Ankara Radyosu’nda Geçmişte Bugün adıyla yaptığı konuşmaları, Vatan gazetesinde köşe yazısı olarak neşredilmiş ve bu yazılarda Bulgarların tarihî hadiseleri ve önemli liderleri hakkında çeşitli bilgiler verilmiştir.
Tülbentçi’nin Bulgarların tarihî hadiselerine değinmesinde eklektik ve politik tercihlerin yer aldığı söylenebilir. Yazarın tarihî romanlarında Osmanlı İmparatorluğu’nun büyüklüğü ve geçmişin şaşaalı günlerine olan özlemi hem padişahlar hem de geçmiş dönemdeki savaşlar üzerinden işlenmiştir. Hasan Bülent Kahraman, popüler romancıların geçmişe yönelik bu özlemlerini Pax Ottomana’nın düşünce yapısıyla ilişkilendirmiştir (Kahraman, 2010: 5). Bu düşünceye göre Osmanlı fikri sadece kendi içerisinde değil, tüm dünyayı kapsayan bir söyleme dönüşmeyi düşlemektedir.

Tülbentçi, özellikle Serhadlerin Çocuğu Yıldırım Bayezid isimli romanında Osmanlı ordusunun 28 Haziran 1389 tarihinde yaptığı muharebeyle Bulgarları etkisiz hale getirmesine ve yüzyıllar boyunca onların topraklarında kurulan hakimiyete değinmiştir (Sağlam, 2024: 141). Tülbentçi’nin bu konuşmalarındaki Bulgar tasvirinde dikkat çeken en önemli husus, “öteki” tasvirinden ziyade, Osmanlı içerisinde bulunan etnik unsurlardan birisinin kaybedilişine duyulan üzüntüdür. Bu minvalde Tülbentçi’nin yazın hayatında sergilediği bu duruş, romanlarının arka planını sezdiren Pax Ottomana söylemine katkıda bulunmuştur.
- Sırp-Bulgar Harbi ve Mütarekesi
Tülbençi’nin konuşmalarında değindiği tarihî hadiselerden ilki “Sırp-Bulgar Harbi”dir. 13 Kasım 1883’te Avusturya destekli Sırpların başlattığı harp, Bulgarların zaferiyle sonuçlanmış ve 19 Aralık 1885’te, yani savaşın sonunda mütareke imzalanmıştır. Bu hadisenin önemli bir yanı Bulgar prensliğinin, kendilerinin Osmanlı’nın bir parçası olduğunu belirtmesi ve Babıâli’den yardım istemesidir.

Bu hatırlatmaların ardında bir “süreklilik” ilkesi ve Türkiye Cumhuriyeti ile Osmanlı’nın geçmişi arasında ilişki kurmaya yönelik yürütülen bir bellek siyasetinin olması dikkat çekicidir. Tülbentçi, 19 Aralık 1954’te yine Geçmişte Bugün adlı konuşmasında aynı konuya değinmiş (Salt Araştırma, 1954:5) ve eski Osmanlı-Bulgar birlikteliğine yönelik bilgilendirmelerde bulunmuştur.
Yukarıda verilen iki kupürün ışığında, Tülbentçi’nin farklı tarihlerde “Sırp-Bulgar Harbi”ne yönelik benzer konuşmalarda bulunması, hafıza politikasındaki kararlığını göstermektedir. Osmanlı’nın eski tutkularını canlandırmakla yer altındaki çok sesliliği tekrardan işler hale getirme gayesi, eski bir bileşen olan Bulgarlar üzerinden verilmeye çalışılmıştır.
- Bulgar Kralları
Tülbentçi’nin Bulgarlara yönelik Ankara Radyosu’nda yaptığı Geçmişte Bugün adlı konuşmalarındaki konulardan birisi de Bulgar krallarıdır. Bunlardan ilki, Bulgar Kralı Ferdinand ve eşinin 21 Mart 1910’daki İstanbul ziyaretidir. Tülbentçi’nin bu konuşmasında dikkat çeken en önemli husus Kral Ferdinand’ın niyetine yönelik tespitlerdir.

1908’de bağımsızlığını ilan eden Bulgaristan’ın Osmanlı’dan ayrılışından sonra yaklaşık 2 sene içinde yapılan bu ziyaret samimi bulunmamış ve Tülbentçi’ye göre Sultan Reşat’ın, bu ziyaretten hazzetmediği yüksek bir ihtimal olarak verilmiştir. Bağımsızlık sonrasında Osmanlı’daki çok sesliliğinin azalması ve Bulgarların Osmanlı harici başka bir imparatorlukla sıcak ilişkilerde bulunması, Tülbentçi’nin kaleminde Bulgarları güvenilmez bir “öteki” şeklinde konumlandırmıştır.

Tülbentçi’nin konuşmalarında yer alan diğer Bulgar Kralı III. Boris’tir. Acı sahnelere tanık olunan II. Dünya Savaşı’ndaki trajik ölümlerden birisi de Kral III. Boris’e aittir. Bir milletin kralı olması ve vurularak öldürülmesi şok etkisi yaratmış, ayrıca Hitler rejiminin karanlık yönünü gösteren ölümlerden olmasıyla da unutulmamıştır. Son Posta’nın 28 Ağustos 1943’teki haberine göre III. Boris, Hitler’in Bulgaristan’ın harbe iştiraki talebini reddetmiş (Son Posta, 1943,14: 1) ve bu reddin ertesi günü otomobiline binerken üç kurşunla öldürülmüştür.
Sonuç olarak, Tülbentçi’nin kaleminde Bulgarlar, Osmanlı’nın kaybettiği bir etnik unsur olarak işlenmekle beraber, Bulgar halkının geçirdiği tarihî hadiselerle de gündeme gelmiştir. Tülbentçi, Bulgaristan’ın bağımsızlığı öncesindeki Bulgarları roman ve konuşmalarında Osmanlı’nın çok sesli yapısına özlem duyulan bir unsur olarak göstermiştir. Bulgaristan’ın resmî olarak Osmanlı’dan kopuşu sonrasında ise onları “öteki” olarak konumlandırmıştır. Ayrıca Bulgar krallarının yaşam öyküleri de Tülbentçi tarafından ilgi çekici ve zikredilmeye değer görülmüştür.
Barkın Burak Bingöl
Kaynaklar
Kahraman, H. B. (2010). Türk Siyasetinin Yapısal Analizi – 1, İstanbul: Agora Kitaplığı.
Sağlam, Ü. (2024). Feridun Fazıl Tülbentçi’nin Romanlarında Tarih, Edirne: Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Salt Araştırma Koleksiyonu. (2018). Feridun Fazıl Tülbentçi, Yazarlar Gazeteciler. [FFT724002]
Salt Araştırma Koleksiyonu. (1954). Geçmişte Bugün. Büyük İslâm âlimi İmam. Gazali. Sırp- Bulgar mütarekesi. Hattat Yesari Mehmet Esat Efendi. [FFT664016]
Salt Araştırma Koleksiyonu. (1954). Geçmişte Bugün. Sırp- Bulgar Mütarekesi. [FFT590053]
Salt Araştırma Koleksiyonu. (1954). Geçmişte Bugün. Bulgar Kralı Ferdinand’ın İstanbul ziyareti. [FFT665046]
Salt Araştırma Koleksiyonu. (1954). Geçmişte Bugün. Bulgar Kralı Boris’in ölümü. [FFT589057]
Son Posta. (1943). Boris, Hitlerin, Bulgaristanın harbe daha faal iştirâki talebini reddetmiş!, 28 Ağustos Cumartesi, Sene 14, No. 4691.

Yorum bırakın