Edinburgh’nın Gizemli Yeraltı Şehirleri

Ece Uğuz
Edinburgh Üniversitesi Uluslararası Hukuk Bölümü‘nden yüksek lisans mezunudur.

Edinburgh’ya geleli bir seneyi geçiyor… İnsanın yeni bir hayata başlarken gideceği yeri doğru seçmesi çok önemli bir şeymiş. Geçirdiğim son bir senenin bana en büyük öğretisi bu oldu. Buralara ayak basmadan önce herkes gibi, tabii ki nereye gittiğimi bilmek için internetten az buçuk araştırmalar yapmış, görsellerine bakmıştım.

Okumaya devam et “Edinburgh’nın Gizemli Yeraltı Şehirleri”

Bunalım, İnanç, Mücadele: 29 Ekim’in Bir Türk Gencinde Uyandırdıkları

Gaye Naz Özyol
Koç Üniversitesi Felsefe ve Psikoloji Bölümleri‘NDE lisans öğrencisidir.

Yarının Kültürü ailesi olarak, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mızı yüzüncü yılına bir kala en onurlu duygularla kutlarken Koç Üniversitesi Felsefe ve Psikoloji Bölümleri’nde okuyan Gaye Naz Özyol’un yazısıyla sizleri baş başa bırakıyoruz. Söz; Cumhuriyet’imizin bekçisi, Türk gençliğinindir:


Okumaya devam et “Bunalım, İnanç, Mücadele: 29 Ekim’in Bir Türk Gencinde Uyandırdıkları”

Erken Meiji Dönemine Hukukî Modernleşme Penceresinden Bakmak

Emir Karakaya
Wisconsin-Madison Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doktora öğrencisidir.

On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşen ve birçok millete “ilham kaynağı” olan Japon modernleşmesi üzerine farklı bakış açılarıyla eserler kaleme alınmış ve ortaya koyulan bütün bu eserlerde hem haksız anlaşmalar hem de Iwakura Heyeti’nin gerçekleştirdiği ziyaretler, anlatılan hikâyenin başlangıç noktası olmuştur. Bunun en önemli sebebi, Japon modernleşmesinin anlaşılması için Meiji Japonya’sının ve hatta son yıllarında Tokugawa Şogunluğu’nun “Batı” ile karşılaşmasını egemenlik üzerinden ele almasıdır. Her ne kadar akademide aşina olunsa da Amiral Perry’nin gemilerinin gelişi, Tokugawa yetkililerin bütün çabalarına rağmen ısrarla Edo kıyılarından ayrılmaması ve nihayetinde başkandan getirdiği hediyeleri verişi ve Japon limanlarının Amerikan gemilerinin iaşesine açılması “talebini” iletmesi mutlaka anlatılmaktadır.[1] 1854 yılında Amiral Perry Japonya’ya Tokugawa şogununun cevabını öğrenmek için döndüğünde ülkeyi açmaktan başka çare bulamayan şogun talepleri kabul ettiğini bildirmiş ve böylece iki yüzyıldan uzun bir süredir devam eden “sınırlı diplomasi siyaseti” şeklinde tanımlanabilecek sakoku siyaseti sona ermişti.[2]

Okumaya devam et “Erken Meiji Dönemine Hukukî Modernleşme Penceresinden Bakmak”

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Deniz Ticaretine Etkisi

Selin Topkaya
Milano Üniversitesi Hukuk Bölümü’nde yüksek lisans öğrencisidir.

Şubat ayının sonunda başlayan ve Rusya’nın askerî operasyon olarak tanımladığı girişimden sonra, her sistemin birbirine bağlı olduğu global bir dünyada etkilenmeyen sektör kalmadı demek abartı olmayacaktır. Ancak tüm sektörlerin geçirdiği değişimleri yazmak çok uzun bir yazıya sebebiyet vereceğinden bu yazı sadece, savaşın deniz ticaretine olan etkilerini Türkiye özelinde irdeleyecektir. Başlıca ele alınacak konular; Ukrayna’da mahsur kalan Türk sahipli / bayraklı gemiler ve mürettebatı, Karadeniz’de artan sigorta primleri, yaptırımların Türk denizcilik sektörüne etkileri ve savaş sonrası oluşabilecek alternatif deniz ticaret rotalarıdır.

Okumaya devam et “Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Deniz Ticaretine Etkisi”

Japon Dış İlişkilerinde Egemenlik

Yalın Akçevin
Boğaziçi Üniversitesi Asya Araştırmaları Merkezi’nden yüksek lisans mezunudur.

Japon dış ilişkilerinin devam eden önemli tartışmalarından biri, ülkenin tam bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmesi üzerinde şekillenmektedir. Halihazırda devam eden bu “tam egemenlik” tartışması Japonya’nın Soğuk Savaş’tan miras kalan durumunu değiştirmeyi ve ülkeyi dış ilişkilerde kendi ağırlığını taşıyan bir “ağır sıklet” sporcu haline getirmeyi hedef almaktadır. Ancak Japon dış politikası incelendiğinde, bu tartışmanın arkasındaki mevcut düzenin bir egemenlikten yoksunluk değil, aksine bir “seçici” egemenlik durumu olduğu da gözlemlenebilir. Yani bugün Japon dış politikası, aslında rüzgârın yönüne göre dönen ve kuvvetine göre eğilen bir yapı değil; Japonya’nın çıkarı için gerek tam bağımsız gerek dışa bağımlı davranan bir yapıdır.

Okumaya devam et “Japon Dış İlişkilerinde Egemenlik”

Yıldız Kenter: “Sahneye İlk Kimin Çıktığı Önemli Değil! Önemli Olan Devrin Zorlu Koşulları Altında Bir Şeyler Üretebilmek”

Röportajcı: Burak Süme
Sinema Araştırmacısı

Türk tiyatrosunun en önemli isimlerinden Yıldız Kenter’le yapılan son röportaj… Araştırmacı-Yazar Burak Süme, Yıldız Hanım’ın vefatından önce (17 Kasım 2019) kendisiyle yaptığı son röportajı Yarının Kültürü‘yle paylaştı. Biz de Yarının Kültürü olarak, Yıldız Hanım’ın 11 Ekim tarihli doğum yıl dönümünde bu samimi röportajı sizlerle paylaşıyoruz.


Okumaya devam et “Yıldız Kenter: “Sahneye İlk Kimin Çıktığı Önemli Değil! Önemli Olan Devrin Zorlu Koşulları Altında Bir Şeyler Üretebilmek””

1860 Cebel-i Lübnan Hadiselerinin Kamuoyu ve Dış Basında Yansımaları

Başak Gümüsel
Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’NDE yüksek lisans öğrencisidir.

Cebel-i Lübnan’da Dürzi ve Maruni topluluklar arasında 1845 yılında vuku bulan ve giderek artan çatışmalar, 1850’de Şekib Efendi Nizamnamesi ile çözüme kavuşturulmak istenmiş ve bu sebeple bölgede ikili kaymakamlı idarî sisteme geçilmişti. Fakat çatışmalar bu dönemde daha da körüklenmiş, 1860 yazında da Şam ve Cebel-i Lübnan’da en şiddetli haliyle patlak vermişti. Neticede özellikle Deir el-Kamar, Zahle, Hasbeya ve Raşeya gibi yerlerde, başta Maruniler olmak üzere Rum Ortodoks ve Rum Katoliklerden oluşan Hristiyan topluluklar, Dürziler tarafından bir nevi öç alma üzerine çıkmış çatışmalar sonucunda katledilmişlerdi (madhabih al-sittin). Bunun üzerinde alarma geçen Avrupa ve Amerika basını, terminolojilerini kamusal söylem ve siyasî argümanlara aşılayarak tepkilerini göstermekte gecikmediler. Barbarlığa karşı medeniyet adına olduğu savunulan acil müdahaleye ve vahşete karşı insanî eyleme sık sık vurgu yapılmıştı.[1] Bu tarz söylemler etrafında birleşen baskıyla birlikte 1860 olaylarının getirdiği atmosfer ve Avrupa ülkelerinin müdahaleleri, Osmanlı’yı da kendisini medeni güçlerin bir parçası olarak sunup sunamayacağı konusunda bir itibar bunalımına sürüklemişti.[2] Kamuoyuna yansımış en kritik ve ortak temalar ise çatışmayı ilk etapta kimin başlattığı, Osmanlı Devleti’nin kayıtsızlığı, Dürzilere müsamaha gösterilip gösterilmediği veya onlarla işbirliği yapılıp yapılmadığı, Fransa’nın bölgedeki çıkarları ve Hristiyan toplulukların hangi Avrupalı devletler tarafından himaye edildiğiydi. Nihayetinde bu tepkiler Osmanlı hükümetini çatışmayı durdurmak ve ileride yaşanabilecek müdahaleleri önlemek için derhal harekete geçiren ve 1861’de Règlement Organique etrafında Mutasarrıflık sisteminin kurulmasıyla sonuçlanan en önemli etkenlerden biri olmuştu.

Okumaya devam et “1860 Cebel-i Lübnan Hadiselerinin Kamuoyu ve Dış Basında Yansımaları”

Türkiye’nin Huzursuzluğu: Bir Anlam Arayışı

Cem Sili
Orta Avrupa Üniversitesi Tarih Bölümü’nden yüksek lisans mezunudur.

“Ben milliyetçiyim, bir mefhuma çok yakın bir realitenin adamıyım. Fakat bu demek değildir ki, halka yabancıyım, bilakis onun emrindeyim.

– Fakat ıstırabını görmüyorsunuz?

– Görüyorum. Fakat oradan hareket etmek istemiyorum. Onu mazlum gördükçe bir gün zalim olmasını hazırlayacağıını biliyorum. Niçin o kadar çok ıstırap çekiyoruz, yani bütün dünya. Çünkü hürriyetin uğrundaki her mücadele yeni bir adaletsizliği doğuruyor. Ben aynı silahlarla mukabeleyi bırakmak istiyorum. Ben içinde yoğrulduğumuz tekneden işe başlamak istiyorum. Ben Türkiye’yim. Türkiye benim adesem, ölçüm ve realitemdir. Kainata, insana her şeye oradan, onun arasından bakmak isterim.

– Bu kâfi değil!

– Bir ütopyaya kapılmak istemeyen için kâfi. Hattâ müsbet bir iş görmek isteyen için.

– Peki, nedir bu Türkiye?İhsan içini çekti:

– İşte mesele burada. Onu bulmakta…”


Okumaya devam et “Türkiye’nin Huzursuzluğu: Bir Anlam Arayışı”

Kraliçenin Cenazesi: 70 Yıllık Bir Saltanatın Sonuna Tanıklık Etmek

Kutay Yavuz
Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu ve fotoğrafçıdır.

Kutay Yavuz’un Kraliçe II. Elizabeth’in cenaze törenine tanıklığını yayınlarken Sn. Yavuz’un fotoğraflarını yayın izni için Yarının Kültürü olarak teşekkür ediyoruz. Bu yazının devamında tüm fotoğraflara ulaşabilirsiniz.


Okumaya devam et “Kraliçenin Cenazesi: 70 Yıllık Bir Saltanatın Sonuna Tanıklık Etmek”

Osmanlı’da Edebiyatçı Büyükelçi: Yusuf Vezirli’nin İstanbul Hayatı

Dilgam Ahmad
Araştırmacı Yazar

28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Millî Şurası, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ilan etmiştir. Altı maddeden oluşan Bağımsızlık Bildirgesi’nde yeni ilan edilen Azerbaycan Cumhuriyeti’nin takip edeceği iç ve dış politikanın öncelikleri ve ilkeleri ifade edilmiştir. Azerbaycan hükümeti kısa zamanda öncelikle komşu devletlerle diplomatik ilişkiler kurulması, temsilciler gönderilmesi için çalışmıştır. Bu devletler arasında öncelik Osmanlı Devleti’ydi. 

Okumaya devam et “Osmanlı’da Edebiyatçı Büyükelçi: Yusuf Vezirli’nin İstanbul Hayatı”