Tanrı Kralı Korusun! Ama Hangi Kralı?

Berk Cicik
Galatasaray Üniversitesi Fransız Dili ve Karşılaştırmalı Edebiyat bölümü, lisans öğrencisi.

God save our gracious Queen!

Long live our noble Queen!

God save the Queen!

Send her victorious

Happy and glorious.

Long to reign over us

God save the Queen!

Britanya’nın tarihine ve kültürüne ya da genel olarak millî ve askerî marşlara özel ilgi duyanlar kadar, muhtelif spor müsabakalarının açılış ve madalya törenlerini izlemiş olanların da iyi bildiği gibi, yukarıdaki dizeler, Birleşik Krallık’ın ulusal marşı God Save the Queen/Tanrı Kraliçeyi Korusun’un ilk kıtasına aittir. Belirtmek gerekir ki Tanrı Kraliçeyi Korusun, İstiklâl Marşı’nın aksine anayasal statüye sahip olmadığı için Britanya’nın tek ve gerçek millî marşı değildir; bir o kadar meşhur olan Rule Britannia’nın onun yerine söylenmesinin önünde herhangi bir yasal engel yoktur. İngiliz monarşisinin ve ulusal kimliğinin popüler kültürdeki stereotipik bir temsilcisi hâline gelmiş olan bu marşın ezgisi ve güftesine dâir bilinenler -en azından Britanya’da- muğlaktır.

Orijinal ismiyle God Save the King/Tanrı Kralı Korusun’un sözleri ve bestesi, muhtelif İngiliz yazarlar tarafından John Bull, Thomas Ravenscroft, Henry Carey ya da Henry Purcell’e atfedilmiştir. Sayılan isimlerin hepsi sözlerin ve notaların yazılı kaydının tarihlendiği en erken seneler olan 1744-1745’ten önce öldükleri için bu iddialar günümüzde kimi tarihçiler tarafından kuşkuyla karşılanmaktadır. Marş bugünkü ismiyle ilk kez 1746’da, Georg Friedrich Händel’in Occasional Oratorio’su ile sahnelenmiştir. Händel’in -popüler televizyon dizisi Outlander’ı izlemiş olanların hakkında çok şey bildiklerine emin olduğum- 1745 Jakobit Ayaklanması’nın bastırılmasını konu alan bu mühim eseri, temasının ve sözlerinin etkisiyle kraliyetin ve halkın takdirini toplamış ve nihayet 1825’te resmen millî marş olarak kabul edilmiştir.

‘Anglofil’ okurlar da en az II. Elizabeth’in uyrukları kadar şaşıracak ve hatta iki ülke arasındaki ezelî ve ebedî rekabet düşünüldüğünde belki rencide olacaklar; ama Händel ve Londra’daki herhangi bir çağdaşının, üstünde birinci elden hak iddia etmediği ünlü bestenin kökeni, Fransa’dan başka bir yer değildir. Manş Denizi’nin karşısındaki meslektaşlarının aksine, Fransız yazarlar bestenin ve güftenin kimlere ait olduğunu, ilk kez nerede ve ne zaman söylendiğini ‘tam bir kesinlikle’(!) aktarabilmişlerdir. (Takip eden paragraflarda bunu detaylandıracağım.)

XIV. Louis Fransa tahtında geçirdiği 72 yılda ülkesinin çehresini değiştiren büyük bir hükümdar olarak le Roi Soleil yâni Güneş Kral şeklinde anılmıştır. Ona yakıştırılan bu sıfatın altında, güneş tanrısı Apollon rolü için bizzât sahneye çıkmış bir balet olması kadar, feodal aristokrasinin nüfuzunu kırıp bütün politik gücü Paris’in güneyindeki Versailles’da, 47 yılda inşa ettirdiği muhteşem sarayda toplayıp Fransa’yı oradan, bilinen evrenin merkezinde Güneş’in oturduğu gibi, mutlakıyetçi bir anlayışla yönetmiş olması yatar.

Güneş Kral’ın Fransa ve dünya tarihinde bıraktığı uzun soluklu etkinin en çarpıcı örneklerinden biri, takvim yapraklarının 18 Kasım 1686’yı gösterdiği pazartesi günü, Versailles yakınlarındaki diğer bir kraliyet ikametgâhı olan Fontainebleau Sarayı’nda vuku bulacaktır. O gün, cerrah Charles-François Félix Tassy’nin önünde medikal kariyerinin en zorlu dönemeçlerinden biri duruyordu. Daha önce 75 ayrı deneğin üstünde test ettiği sancılı ve zahmetli bir ameliyatı Kral Louis için de başarıyla uygulayabilirse kralın minnetini ve derin takdirini kazanacak, lâkin bahsi geçen 75 denekten sayısı bilinmeyen birkaçında yaşadığı -ve yine sayısı bilinmeyen birkaçının ölümüyle sonuçlanan- komplikasyonlar tekerrür ederse de Félix Tassy işini, saygınlığını ve belki başka şeyleri kaybedecekti. Krala derin bir sıkıntı ve ıstırap veren anal fistülün tanımı, teşhisi ve tedavisi hakkındaki ayrıntılar benim bilgimin çok dışında kaldığı için söz konusu ameliyatın, XVII. yüzyılda, anestezi uygulanmadan ve üç saatten uzun sürede gerçekleştirildiğini belirtmekle yetineceğim.

Kral Louis’nin fistülünü ilk teşhis eden, Versailles’ın birinci doktoru ve kraliyet bahçelerinin botanikçisi Guy-Crescent Fagon’du. Kral, Fagon’un bu yöndeki kararı üzerine, ameliyatı gerçekleştirebilecek uygun bir cerrah aramaya koyuldu. Kendisine Tassy’yi tavsiye eden isim, kralın bakanlarından biri olan Louvois Markisi François-Michel le Tellier’di. Tassy, Marki Louvois’ın kişisel berberiydi ve o yüzyılda dünyanın diğer birçok yerinde olduğu gibi yarı zamanlı cerrah ve diş hekimi olarak da çalışıyordu. Fagon’dan sonra Tassy de kralı muayene etti ve o da aynı hükümde bulundu; ameliyat oldukça zorlu ama bir o kadar gerekliydi. Yukarıda belirtildiği gibi, aylar süren hazırlıktan sonra, nihayet 18 Kasım 1686’da Tassy ameliyatı başarıyla gerçekleştirebileceğini düşünüyordu.

Nitekim her şey cerrahın istediği gibi gitti; ameliyat başarıyla sonuçlandı ve takip eden aylarda kralın sağlığı eski hâline döndü. Bizi ilgilendirense le calvaire de Félix Tassy ile Tanrı Kraliçeyi Korusun’un orijini arasındaki bağlantı. Kralı ve cerrahı bekleyen sürpriz, Maintenon Markizi Françoise d’Aubigné tarafından hazırlanmıştı. Markiz Maintenon, Kraliçe Marie-Thérèse’in 1683’teki ölümünden sonra Kral Louis’nin gizlice evlendiği nikâhlı karısıydı. Zorlu ameliyattan sonra kocasına moral verecek kısa bir chant et prière bestelenmesini isteyen markiz, bu görevi, soylu ailelerin yoksul düşmüş kızlarını eğitmek için açılan ve masraflarını kendisinin karşıladığı Maison royale de Saint-Louis okulunun müdiresi Madame de Brinon ile Versailles’ın saray bestecisi, XVII. yüzyılın meşhur müzisyenlerinden Jean-Baptiste Lully’ye verdi. Duanın sözlerini de Brinon yazdı, ezgiyi Lully besteledi ve okulun genç kızlarından oluşan bir koro ameliyat devam ederken kompozisyonu seslendirdi.

Grand Dieu sauve le Roi

Grand Dieu venge le Roi

Vive le Roi!

Que toujours glorieux

Louis victorieux

Venge ses ennemis, toujours soumis. (×2)

Rivayet o ki İngiltere ve İskoçya Kralı George’un saray bestecisi sıfatıyla 1714’te Fransa’yı ziyaret eden Händel, melodiyi ilk kez Versailles’da duydu ve üstünde çalışabilmek için notaların bir kopyasını ödünç aldı. Akla gelen ilk soru, bu hikâyenin kaynağını nereden aldığı. Tarih yazarlarının çoğunun hemfikir olduğu üzere; bilgi, geldiği kaynak ölçüsünde değerlidir. Britanya millî marşının Fransa Kralı Louis’nin anal fistülünden geldiğini ilk aktaransa Créquy Markizi Renée Caroline Victoire de Froulay de Tessé’dir. Peki, Markiz Créquy’ün güvenilir bir kaynak olduğu söylenebilir mi? Yanıt, güvenilirin nasıl tanımlandığına göre değişir. Markiz Créquy Fransız aristokrasisinin renkli simâlarından biri ve oldukça eksantrik bir kadındı. XIV., XV. ve XVI. Louis’lerin ve Napoléon’un sarayında bulunmuş, 1793’te tutuklanmasına rağmen Fransız Devrimi’ni sağ atlatmış, dönemin en büyük yazarlarından Jean le Rond d’Alembert ve Jean-Jacques Rousseau ile aşk yaşamıştı. Yedi ciltlik meşhur hâtıratı Souvenirs de la Marquise de Créquy (1710-1803), ölümünden sonra torunu tarafından yayımlanmış, ilk ciltleri İngilizceye tercüme edilmiş ve iki ülkede büyük ses getirmişti.

Okuması ve anlatması keyifli bir fıkra olsa da bu orijin öyküsünü kuşkuyla karşılamak isabetli olacaktır. Markizin anıları dönemine dâir değerli, ayrıntılı ve genelde doğru bilgiler içerse bile içeriğinin tahrif edilmediği söylenemez. Kendi adıma, Britanya marşının aslında Güneş Kral’ın anal fistülünden geldiği bilgisini, 1830’ların Fransız tabloid basınında çalışan şakacı bir editörün kalemine atfetmeyi tercih ediyorum.

İlk yazarının ve bestecisinin kim olduklarını muhtemelen hiç bilemeyeceğiz ama bu belirsizlik God Save the King’in (ya da Grand Dieu Sauve le Roi’nın) popülaritesine asla gölge düşürmez. Sayısız ülke aynı besteyi kraliyet marşları için kullandı. Hannover (Heil dir Hannover), Bavyera (Heil unserm König, Heil), İsveç (Bevare Gud vår kung), Hawaii (E Ola Ke Ali’i Ke Akua), Rusya (Molitva Russkikh), Almanya (Heil dir im Siegerkranz), ABD (My Country, ‘Tis of Thee), Liechtenstein (Oben am jungen Rhein) ve Devrim’e karşı Bourbon monarşisine sadık kalan Armées catholique et royale’in marşı De Notre Jeune Roi/Genç Kralımızın ile yine Fransa bunlardan birkaçıdır.

Batı’nın sadece tekniğine değil kültürüne de yöneldiğini, Fransız Le Ménestrel dergisinin Aralık 1836’daki sayısında alaycı bir üslupla bildirdiği* Osmanlı İmparatorluğu da bu cereyanın dışında kalmamıştı. Callisto Guatelli Paşa’nın Marche de l’exposition ottomane/Osmanlı Sergi Marşı’nı dinleyenler God Save the Queen ile Rule Britannia’nın notalarını seçmekte güçlük çekmeyeceklerdir.

* “İstanbul’daki eski Türk müziği can çekişerek ölmüştür. Sultan Mahmut İtalyan müziğini seviyor ve bunu ordularına da benimsetmiş gibi. (…) Özellikle piyanoya bayıldığından haremi için Viyana’dan çok sayıda piyano sipariş etmiş. Nasıl çalacaklarını bilmiyorum çünkü şimdiye kadar hiçbirinin piyanoyla uzaktan bir tanışıklığı bile yok.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s