Japonya’da Depremin Tarihi

Yalın Akçevin
Boğaziçi Üniversitesi Asya Araştırmaları Programı’ndan yüksek lisans mezunudur.

6 Şubat’ta ülkemizde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler yarattıkları yıkım ile sebep oldukları ölüm ve acılarla kadim bir coğrafyanın hafızasına darbe vurarak bizleri derinden etkiledi. 20 Şubat’taki Hatay depremi de bir önceki depremlerle birlikte Türkiye’de baştan başa deprem konusunda yeni bir bilgilendirme seferberliği başlattı. Hem yaşadıklarımızı anlamaya çalışırken hem de enkaz altında kalan bir milletin ve devletin hayatına nasıl devam edeceğini tartışırken pek çok ülkeden kendimize örnekler çıkardık. Ancak bu örnekler arasında herhalde hiçbirini Japonya kadar tekrar etmedik. Depremle bu kadar iç içe yaşayan Japonya adeta bir şimal yıldızı hâlini aldı ve depreme karşı hazır olmaktan depreme uygun inşaata kadar her konudaki örnekler bizler için Japonya’dan çıkmaya başladı. Tarihin bu tekerrüründe Japonya yine bizlerin yapmamız gereken ancak bir türlü yapamadığımız şeyleri başaran örnek devlet olarak karışımızda beliriverdi.

Ancak Türkiye’nin senelerdir gelemediği bu noktaya, Japonya bir akşam ansızın, insanlarının “Japonlukları” neticesiyle ya da alın yazıları sayesinde gelmedi. Japonya’da devlet ve iktidar işini ne şansa ne de kadere bırakmadığı, deprem dendiğinde taviz verilmeyen bir tutum içinde takınıldığı ve ihmalle yetersizlikler vatandaşlarca affedilmediği için bugünlere gelinebildi. Japonya, deprem tarihini unutmadığı ve “deprem ülkesi” olmayı felaket anlarında pazara çıkarmak yerine hayatın bir temel taşı olarak zihinlere yerleştirdiği insanların depremlere –büyük bir özveri, cesaret ve başarıyla– göğüs gerebildiği bir memleket hâline geldi. Japonya’nın kurmuş olduğu depremle mücadele rejiminin evrimini daha iyi anlayabilmemiz ve bu rejimin oluşmasına sebep olan deneyimlerin Türkiye’nin deneyimlerinden pek de farklı olmadığını göstermek amacıyla, burada modern Japonya’nın depremlerle olan tarihini mercek altına alacağım.

Depremle Yaşamayı Öğrenmek

Modern Japonya’nın depremle mücadele rejiminin oluşmasında, temelinde kaçınılmaz olarak büyük felaketler ve bu felaketlerden alınan dersler oluşturmaktadır. Her biri büyük can kayıplarına ve yıkıma yol açmış olan 1923 Büyük Kanto depremi, 1948 Fukui depremi, 1978 Miyagi depremi, 1995 Kobe ya da Büyük Hanshin depremi ve 2011 Tohoku (Fukushima) deprem ve tsunamisi, bütün yüzyıl boyunca aralıklarla Japonya’nın deprem ve tsunami konusunda kendi durumunu gözden geçirmesine önayak olmuştur. Yaşanan her felaketten sonra Japonya’da afetlere karşı hazırlık, yapısal dayanıklılık ve afet bölgelerine müdahale edilmesi gibi çok çeşitli konularda hem toplumdan gelen tepkilerin ışığında hem de bilimsel çalışma ve gözlemlerden alınan verilere dayanarak Japonya’nın depremle mücadele rejimi geliştirilmiştir.

Bu süreç 1923 Büyük Kanto depremi ile başlamıştır. 1 Eylül 1923, sabah 11.58’de gerçekleşen Büyük Kanto depremi Japonya’nın 20. yüzyılda yaşadığı en ölümcül doğal afet olmuştur. Bu dönemde Tokyo hâlâ ahşap binaların çoğunlukta olduğu ve çok katlı tuğla ya da beton binalarınsa yeni yeni inşa edildiği hızla modernleşen bir şehirdi. Tahminen 100 bin ila 140 bin arasında insanın ölümüne sebep olan deprem, şehrin –bu boyutta bir depreme hazır olmayan– ahşap yapılarla, yeni inşa edilmiş olan tuğla ve zayıf beton binaları yerle bir etmiştir. Ancak ölümlerin çoğu depremin kendisinden değil, aksine yemek hazırlıklarının devam ettiği bir saatte gerçekleşen yıkımların arasında Tokyo’nun bir ateş gölüne dönmesi sebebiyle gerçekleşmiştir. Buradan alınan dersler ışığında, 1924 senesinde Japonya’da ilk defa depreme dayanıklı inşaatın nasıl yapılacağına dair bir yönetmelik hazırlanmış, ancak bu yönetmelik sadece şehirlerde uygulanmaya başlamıştır. Bu dönemde Japonya’da şehirlerin sürekli bir büyüme ve gelişme hâlinde olmaları ve bu sebeple de depreme karşı olan zafiyetlerinin ve afet riskinin kesintisiz bir şekilde artıyor olmasının deprem yönetmeliğinin sadece şehirlerde uygulanacak şekilde düşünülmüş olmasında etkili olduğu düşünülebilir.

1923 Büyük Kanto Depremi’nden sonra Tokyo’nun merkezinde yaşanan yıkım. Fotoğraf orijinal olarak Osaka Mainichi Gazetesi’nde çıkmıştır. (28 Şubat 2023’te File:Desolation of Nihonbashi and Kanda after Kanto Earthquake.jpg – Wikimedia Commons’dan erişilmiştir.)

1924’te formüle edilen deprem inşaat yönetmeliğinin ilk defa elden geçirilmesi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleşmiştir. 1948 Fukui depreminin, ismini aldığı ve savaş sonrasında yeniden inşa edilmekte olan Fukui şehrini ve çevredeki tarım bölgelerindeki evlerin de büyük bir kısmını neredeyse tamamen yerle bir etmesi deprem yönetmeliğinin uygulanmasındaki eksikliği gözler önüne sermiştir. 1950 senesinde sadece şehirlerde uygulanmakta olan yönetmelik kaldırılmış, yerine Japonya’nın ilk İnşaat Standartları Yasası çıkartılarak depreme dayanıklı inşaat standartlarının ülke çapında uygulanmasına başlanmıştır. 1960 senesinde inşaat standartları üzerinde yapılan yasal düzenlemelerin yanı sıra, 1923 Büyük Kanto depreminin yıldönümü olan 1 Eylül günü Afetlerden Korunma Günü ilan edilmiştir. Bu kararın alınmasından sonra her sene 1 Eylül’de Japonya’nın her yerinde afet tatbikatları düzenlenmeye başlanmış ve hem vatandaşların hem de ulusal ve yerel yönetimlerin afetlere karşı hazırlıklı olmaları için çalışılmıştır.

1950’de oluşturulmuş olan depremle mücadele rejiminin ilk büyük revizyonu 1978’de yaşanan Miyagi depreminden sonra yapılmıştır. 1948 Fukui depremi gibi yıkımın öne çıktığı bir deprem olan Miyagi depreminde yaşanan yıkımın boyutları artık neredeyse otuz senedir kullanımda olan İnşaat Standartları Yasası’nın eskimesinin ve yetersiz kaldığının bir göstergesi olmuştur. Buradan alınan dersler ışığında 1950’den beri yürürlükte olan İnşaat Standartları Yasası’nda köklü ve kapsamlı bir değişiklik yapılmış ve 1981’de Japonya’nın depremle mücadele rejimi topluca revizyondan geçirilmiştir. 1981’de yapılan bu köklü değişikliğin ne kadar gerekli ve isabetli olduğu ise 1995 Kobe depremiyle anlaşılmıştır. Yaklaşık 6500 kişinin hayatını kaybettiği depremde hem geniş çaplı yıkımlar olmuş hem de bölgesel altyapı çökmüştür. Ancak depremde yaşanan yıkımın sadece yüzde üçünü 1981 sonrası standartlarda inşa edilmiş olan yapılar oluşturmuştur. Burada hem eski binaların yapımında gözetilen standartların yetersizliği bir kez daha göz önüne konmuş, hem de Kobe gibi deprem riski ve zafiyetinin az olarak düşünüldüğü bir bölgede bile depreme karşı hazırlıklı olmanın gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.

1995 Kobe Depremi’nin bir simgesi Hanshin Otoyolu’unun yata yatmış fotoğrafı olmuştu. (28 Şubat 2023’te https://www.geologyin.com/2014/08/the-earthquake-in-kobe.html’den erişilmiştir.)

Kobe depremi bir yandan yeni deprem rejiminin güvenilirliğini kanıtlamışsa, diğer yandan Japonya’da o dönemde mevcut olan idari afet müdahale mekanizmalarının yetersizliğini göstermiştir. Dönemin Tomiichi Murayama hükümeti kriz anında hızlı bir şekilde harekete geçmediği, Japon Öz Savunma Kuvvetleri’nin (JSDF) harekete geçirilmesinde gecikildiği ve uluslararası toplumun yardım tekliflerini geri çevirdiği için eleştirilmiştir. Devletin bu şekilde yetersiz kalması karşısındaysa alternatif kurumlar öne çıkmış, bir yandan gönüllü yardım hareketleri ortaya çıkarken diğer yanda da Yakuza (Japon mafyası) gibi kendi paralel lojistik yapıları ve kaynakları olan örgütler de Kobe’de insanlara yardım etmek için harekete geçmiştir. Burada yaşanan sıkıntıların sonunda Japonya’nın afetle mücadele ve müdahale rejiminde düzenlemeye gidilmiş, hem JSDF’nin hükümet direktifi olmadan müdahale edebilmesinin kriterleri belirlenmiş hem de afet koordinasyon ve iletişim mekanizmalarının geliştirilmesi sağlanmıştır. Ancak Murayama hükümeti göstermiş olduğu yetersiz performansın altından kalkamamış, 1995 seçimlerinde Japonya Ulusal Diet’inin üst kamarası olan Danışmanlar Meclisi kontenjanının neredeyse yarısını kaybettikten sonra, Ocak 1996’da da istifa etmiştir.

Japonya’da yakın dönemin en büyük ve yıkıcı depremi, 11 Mart 2011’de gerçekleşmiş olan Tohoku depremi olmuştur. Bu deprem bir yandan 1981’de yapılmış olan depremle mücadele rejimindeki revizyonların isabetliliğini tekrardan göstermiş; JDSF’nin hızlıca bölgeye gönderilmesi, ulusal ve yerel yönetimler arasında iletişimin açıklığı ve uluslararası yardımın kabul edilmekle kalınmayıp ayrıca rica edilmesiyle de Kobe depremindeki başarısızlıktan bazı derslerin alındığını da göstermiştir. Ancak bu sefer de Japonya’nın tsunamilere ve nükleer afetlere karşı hazırlıksızlığını ve bürokratik olarak baş etmekteki yetersizliği gözler önüne serilmiştir. Bu süreçte ölen ve kaybolan yaklaşık 23 bin insanın büyük bir çoğunluğu depremde değil, sonrasında gelen tsunamide hayatını kaybetmiştir. Yaşanan yıkımın da en büyük kaynağı deprem değil sonrasında gelen tsunami olmuştur. Fukushima Daiichi nükleer reaktöründe yaşanan afet ise hükümetin, bürokrasinin ve Tokyo Elektrik Şirketi’nin (TEPCO) hem afetten önce hem de sonra ihmalleri ve süreci yönetmekteki başarısızlıkları sebebiyle, tsunaminin başlattığı ancak gerçek zararının insan yapımı olduğu bir afettir. Görüleceği üzere depreme karşı alınan önlemler yeterli olmuş, ancak bu sefer de tsunaminin verebileceği zarar öngörülemediği ve kriz yönetiminde yine başarısızlıklar olduğu için insanlar hayatlarını kaybetmiş ve nükleer serpinti sebebiyle çeşitli bölgeler yaşanmaz hale gelmiştir. Dönemin iktidar partisi olan Japonya Demokratik Partisi –çeşitli sorunlar sebebiyle zaten popülerliğini kaybetmekteydi– Tohoku depreminden sonra da aldığı tepkilerle 2021 seçimlerinde ezici bir yenilgiye uğrayarak iktidardan düştü.

2011 ve 2022 arasında Japonya’nın Fukushima ilindeki radyasyon seviyesindeki değişimi gösteren haritalar. (Kaynak: fukushima radioactivity map (fukushima-radioactivity.jp) 28 Şubat 2023’te erişilmiştir.)

Modern Japonya’nın deprem tarihçesine şöyle bir dönüp baktığımızda ortaya iki önemli sonuç çıkıyor. Bunlardan ilki, depremden ders almanın ve alınan derslere dayanarak ülkenin depreme karşı hazırlanmasını ve afet sonrasında gerek müdahaleyi yapabilmesini sağlayacak bir depremle mücadele rejiminin kurulması ve katı bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Deprem kendisinin öğretmenidir, nasıl oluştuğundan başlayıp verdiği zarara kadar incelenmeli ve bu edinilen deneyime ve bilgilere göre hareket edilmelidir. Japonya’nın tecrübeleri bize gösteriyor ki, depremden ders çıkarmak, bir depremle mücadele rejimi kurmak ve sıkı bir şekilde ülkenin her yanında işletmek ve sadece kamu kurum ve kuruluşlarının değil, aynı zamanda vatandaşların da depreme (ve her türlü afete) karşı hazır ve bilgili olmasını sağlamak elzemdir. İkinci sonuçsa, depremin bittiği noktada başlayan ve depremin etkileriyle birleşen diğer afetlerin ve idari yetersizliklerinin krizleri daha kötü hale getirebileceği, hatta can kayıplarının ana sebebi haline bile gelebileceğidir. Depreme hazır olmak demek sadece sağlam binalar inşa etmek ve deprem için tatbikat yapmaktan ibaret değildir. Depremle beraber tsunamilere, yangına, salgın hastalıklara, yağmaya, hipotermiye hazır olunmalı gerek ulusal gerek de yerel yönetimlerin ve kurumların inisiyatif alabilmelerinin önü açılmalı; sivil toplumun ve gönüllülerin yardımlarının koordinasyonu ve iş görürlüğü de gözetilmelidir.

Depremle Yaşamak, Depreme Rağmen Yaşamak ve Yaşatmak

Bugünlere kadar Japonların kendi vatanlarından, üzerinde oturdukları coğrafyadan ve yaşadıkları yıkımlardan çıkardıkları dersleri Türklerin çıkarmasının önünde zihniyet farkı haricinde hiçbir fark yok desek yeridir. İnsanoğlu yaşadıklarından ders çıkarabildiği için yükselmiş bir varlıktır; yaşamak, düşünmek, anlamak ve edinilen bilgiye uygun hareket etmek insanlığın alametifarikalarından biridir. Eğer bir memlekette insanlar deprem gibi asırdan asra hafızasının asla eskimediği bir afetten ders almıyorsa, depremi sadece olunca hatırlıyorsa, depremden sadece yıkım ve ölüm olduğunda korkuyorsa ve depremi unuttuğu gibi aynı tas aynı hamam devam ediyorsa, bu müthiş bir zihniyet sorunun eseridir. Bu zihniyetle çıkılan yolda kim bilir insanlığın geleceğini aydınlatacak olan nice güneşler doğamadan sönmüştür, kim bilir bizleri biz yapan kültürümüzün ve tarihimizin nice parçaları yok olmuştur ve nice güneşler sönmeye, nice parçalar yok olmaya da hâlâ mahkumdur.

Kaynaklar

BBC. “Fukushima Disaster: What Happened at the Nuclear Plant?” BBC News, 10 Mar. 2021, http://www.bbc.com/news/world-asia-56252695. Accessed 24 Feb. 2023.

Choate, Allen. “In Face of Disaster, Japanese Citizens and Government Pull from Lessons Learned.” The Asia Foundation, 3 Apr. 2016, asiafoundation.org/2011/03/16/in-face-of-disaster-japanese-citizens-and-government-pull-from-lessons-learned/. Accessed 24 Feb. 2023.

Cooper, James D., and Ian Buckle. “Lessons from the Kobe Quake.” Public Roads, vol. 59, no. 2, 1995, highways.dot.gov/public-roads/autumn-1995/lessons-kobe-quake. Accessed 24 Feb. 2023.

Edgington, David. Lessons for Japan from Kobe Quake. Interview by The Diplomat, 23 Mar. 2011, thediplomat.com/2011/03/lessons-for-japan-from-kobe-quake/. Accessed 24 Feb. 2023.

Jameson, Sam. “Criticism of Quake Response Rises in Japan; 3,000 Dead: Disaster: More than 600 People Remain Missing, and 240,000 Are Homeless. Officials Decry Government Tardiness in Kobe, Which Has Little Food and No Water, Gas, Electricity.” Los Angeles Times, 19 Jan. 1995, http://www.latimes.com/archives/la-xpm-1995-01-19-mn-21833-story.html. Accessed 24 Feb. 2023.

Japan Property Central. “Earthquake Building Codes in Japan.” JAPAN PROPERTY CENTRAL, japanpropertycentral.com/real-estate-faq/earthquake-building-codes-in-japan/.

Narafu, Tatsuo, et al. “Outline and Features of Japanese Seismic Design Code.” 16th World Conference on Earthquake, 2017, http://www.wcee.nicee.org/wcee/article/16WCEE/WCEE2017-770.pdf.

Plaza Homes Ltd. “Earthquake Resistance of Buildings in Japan.” Plaza Homes, 2018, http://www.realestate-tokyo.com/news/earthquake-resistance-of-buildings-in-japan/. Accessed 24 Feb. 2023.

Schencking, J. Charles. “The Great Kantō Earthquake of 1923 and the Japanese Nation.” Education about Asia, vol. 12, no. 2, 2017, pp. 20–25, http://www.asianstudies.org/publications/eaa/archives/the-great-kanto-earthquake-of-1923-and-the-japanese-nation/.

Schenking, J. Charles. “The Great Kantō Earthquake of 1923.” http://www.greatkantoearthquake.com, 2013, http://www.greatkantoearthquake.com/index.html.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s